
Mevlana Celaleddin Rumi
Tarihi
Türk tarihinde en önemli isimlerden biri olan Mevlana’nın bir diğer adı da Muhammed Celaleddin – i Rumi’dir. 13. Yüz yılda yaşayan Mevlana Farslı bir müslümandır. Kendisi şair, fakih alimi, ilahiyatçı ve Sufi bir mutasavvıfdır. Birçok insan tarafından bilinen Mevlana yıllar içerisinde tüm dünyaya ulaşmıştır. Bu da ne kadar değerli bilgileri dünyaya sunduğunun bir göstergesidir. Müslümanlar, İranlılar ve Türkler tarafından benimsenen Mevlana bilgileri ile herkese yardımcı olmaktadır. Şiirleri ve eserleri dünya çapında birçok dile ulaşmış bu da herkese bir noktada yardımcı olmuştur. Mevlana Amerika Birleşik Devletilerinde en çok tanınan ve en çok sevilen şairler arasında da bulunmaktadır.
Eserlerinin birçoğu Farsça olarak yazılmıştır. Günümüzde ise her dile eserleri çevrilmiştir. Farsçanın yanı sıra Türkçe, Arapça ve Rumca da yazan Mevlana çağının ilerisinde olan bir isimdir. Konya’da iken yazdığı Mesnevi, Farsça ile yazılan en büyük şiirlerden birisidir. Bu eserler hala İran ve Fars ülkelerinde okutulmaktadır.
Mevlana yazmış olduğu Mesnevi’de adını Muhammed bin Muhammed bin Hüseyin el – Belhi olarak tanıtmıştır. Bunun nedeni de isminin önüne babasının ve dedesinin ismini koymasıdır. Belhi ise doğmuş olduğu şehre özgüdür. Lakabı ise Celaleddin olmaktadır. Mevlana kelimesi efendimiz anlamındadır ve onu yüceltmek amacı ile söylenmiştir. Hüdavendigar lakabı ise babasının ona verdiği bir lakap olmaktadır. Sultan anlamına gelir. Anadolu’da ise Mevlana Rumi lakabı ile bilinir. Müderris olması da ona Molla Hünkar ya da Molla – yı Rum lakaplarını getirmiştir.
Hayatı
Mevlana 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan’ın Belh gölgesinde doğmuştur. Burası günümüzde Afganistan ve Tacikistan arasında kalan bölge olmaktadır. Annesi Belh Emiri Rükneddin’in kızı olan Mümine Hatun, babaannesi de Harezmşahlar hanedanının Fars prensesi Melike – i Cihan Emetullah Sultan olarak bilinmektedir. Babasının adı Muhammed Bahaeddin Veled’dir. Babasına insanlar tarafından alimlerin sultanı anlamına gelen Sultanu’l Ulema adı verilmiştir. Mevlana’nın etnik kökeni kesin olmasa da tarihçiler Fars, Tacik veya Türk olduğunu düşünmektedir. Harzemşahların hükümdarı Mevlana’nın babasının halk üzerinde olan etkisinden çok fazla hoşlanmazdı. Hükümdar ile Bahaeddin Veled arasında çıkan bir karşılaşma sonucunda, Mevlana’nın babası ülkesini terk etmiştir. Bahaeddin Veled ders verirken, felsefecileri ağır bir şekilde eleştirmiştir. Bunun ardından ise Fahrettin Razi kendisini Harzemşahlar hükümdarına şikayet eder. Hükümdar ise Razi’nin sözlerini ve halkın sevgisini de düşünüp bir karar alır. Ülkenin kontrolünü Bahaeddin Veled’e vermek ister ancak Mevlana’nın babası bunu kabul etmez. Bahaeddin Veled bu durumdan sonra ailesini de alarak şehirden ayrılır.
Mevlana babası ile birlikte Bağdat’a ardından da hac için Arabistan’a gider. Hacın ardından ise Anadolu’ya gelirler. Babası ve Mevlana Anadolu’da Erzincan, Akşehir Larende’de kalır. Bu süreç ise yedi sene kadar sürmüştür. 18 yaşına kadar gelen Celaleddin, burada Semerkandlı Lala Şerafettin kızı Gevher Hatun ile evlenir. Bu evlilikten ise Mevlana’nın iki oğlu olur. Mehmet Bahaeddin ve Alaeddin Mehmet adını verir. Çocukları Larende’de doğmuştur. O döndemde Selçuklu sultanı olan Alaeddin Keykubat, Mevlana ve babasını Konya’da kalmaya ikna eder. Babası bu süreç içerisinde kendini çok sevdirir ve birçok insan onun yoldaşı haline gelir. Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled 1231’de Konya’da hayatını kaybeder. Selçuklu Sarayı’nda bulunan gül bahçesine gömülür.
Mevlana babasının vasiyeti ve Selçuklu sultanının isteği üzerine babasının yerine geçer. Bir yol boyunca Konya’da ders, vaaz ve fetva verir. Ardından ise babasının en iyi öğrencilerinden olan Tebrizli Seyyid Burhaneddin Muhakkik Şems – i Tebrizi ile tanışır. Şems – i Tebrizi, Mevlana’yı tanışmalarından sonra İslam ilim dallarında eğitir ve sınavlara sokar. Başarılı bir şekilde sonuç almasının ardından ise Şems – i Tebriz Mevlana’ya eşi benzeri olmayan biri olduğunu ve çok bilgili olduğunu söyler. Babası gibi biri olduğunu söyleyen Şems – i Tebriz, 9 yıl boyunca Mevlana’ya yoldaşlık etti ve onu tarikat eğitimlerinden geçirdi. Mevlana bu süreler içerisinde Halep ve Şam medreselerinde eğitim gördü. Döndüğünde ise hocası olan Şems – i Tebriz gözetiminde arka arkaya üç kez çile çıkardı. Ardından da riyazet yani perhizlere başladı.
Mevlana Hocası Şems – i Tebriz’in isteği üzerine Konya’dan ayrıldı ve Kayseri’ye yerleşti. Hocasının mirasını devam ettirmek isteyen Mevlana, onun kitapları ve ders notları ile eğitimler verir. Beş yıl boyunca medreselerde fıkıh ve din bilimini okutur. Vaazlar vermeye de devam eder.
Mevlana Şems – i Tebriz ile kendini bir tuttuğu için bazı şiirlerinde Şems adını kullanmaktaydı. Şems – i Tebriz’in ölümünden sonra Mevlana’nın en yakın yoldaşı Selahattin Zerküb oldu. Selahattin Zerküb ile Mevlana 10 yıl beraber geçirdi. 1258 Aralık’ta Selahattin Serküb’ün ölmesi ile yerini Hüsamettin Çelebi aldı. Mevlana ile beraberlikleri ise Mevlana’nın ölümüne kadar devam etti.
Mesnevi, İslam tasavvufunun en önemli eserlerinden olan bir eserdir. Hüsamettin Çelebi eşliğinde yazılan bu kitap insanları ilahi bir şekilde eğitmek için yazılmıştı. Mevlana’da sarı bir kağıt çıkararak ilk 18 beyiti yazdı. Daha sonra müridine “ Ben başladım, gerisini sen yaz ben söyleyeyim.” Dedi. Yazımı yıllar boyunca süren Mesnevi 25.700 beyitten oluşmaktaydı. 6 cilde sahipti. Tasavvuf öyküleri ile öğretiler insanlara anlatılıyordu. Mesnevinin bittiği sırada yaşlanmış olan Mevlana yorgunlaşmış ve sağlığı da bozulmuştu. Mevlana 17 Aralık 1273’te ise hayatını kaybetti. Mevlana’nın ölüm günü, düğün gecesi olarak anlamı bulunan ve sevgilisi olan Allah’a kavuşma günü olarak adlandırıldığı için Şeb – i Arus olarak adlandırılmaktadır.
Şems-i Tebriz ilişkisi
1244 yılında Konya’ya gelen Şems – i Tebriz ilk olarak Şeker Tacirleri Hanına gelir. Yolculuktan gelen Şems – i Tebriz İplikçi Medresesi’ne doğru giderken yolda at üzerinde Mevlana ile karşılaşır. Şems – i Tebriz bu yolda Mevlana’ya soru sorar ve Mevlana bundan çok etkilenir. Bu sohbetin ardından ve Mevlana’nın verdiği etkileyici cevaplar ile Şems – i Tebriz aradığını bulduğunu düşünür ve Mevlana’yı kucaklar. Bu iki önemli ismin buluştuğu yer kaynaklarda Merec – el Bahreyn olarak geçmektedir.
Mevlana’nın Şems – i Tebriz ile kapanması medrese odasında oldu ve bu kapanma 40 gün ile 6 ay arasında sürdü. Bu süre içerisinde Mevlana çok şey öğrenmiş ve adeta yeni bir insana dönüşmüştür. Bu süreden sonra Mevlana derslerini, görevlerini ve vaazlarını terk etmişti. Okuduğu kitaplar ve dostlarını da bir kenara bırakmıştı. Konya’da ise herkes bu durumdan rahatsız olmaktaydı. Bu şikayetler o kadar büyüdü ki bazı insanlar Şems – i Tebriz’i ölümle bile tehdit eder hale geldi. Durum böyle olunca Mevlana ile konuşan hocası bir gece Konya’yı terk etti. Bu süreçten oldukça fazla etkilenen Mevlana, kimse ile konuşmamış adeta hayata küsmüştü. Her şeyden elini eteğini çekmişti. Müritlerine özlem ve aşk ile ilgili gazeller söyleyen Mevlana, ulaklara da Şems – i Tebriz’i aratıyordu. Ulaklar bir gün amaca ulaştı ve Mevlana’nın hocasını Şam’da buldu. Ancak herkes Şems – i Tebriz’e karşı idi. Mevlana’yı kötü yönde değiştirdiklerini düşünüyor ve geri gelmesini istemiyorlardı. Bu kişiler arasında Mevlana’nın oğlu Alaeddin Çelebi’de bulunmaktaydı.
Şems – i Tebriz daha fazla dayanamayarak 1247 yılında ortadan kayboldu. Bazı insanlar ise aralarında Mevlana’nın oğlu Alaeddin’in de olduğu bir grubun Mevlana’nın yoldaşını öldürdüğünü söylemektedir. Bu haberden sonra Mevlana deliye döner. Belli bir süre sonra ise hocasının gelmeyeceğini anlar ve eski hayatına geri döner. Derslere, dostlara ve işlerine kaldığı yerden devam eder. Şems – i Tebriz’in türbesi ise Hacı Beştaş Derganı’nda bulunmaktadır.
Felsefesi & Öğretisi
Mevlana her insanı olduğu gibi sever ve kabul eder. Onun evrensel bir isim olmasının da en büyük kaynaklarından biri de budur. Kendisi de göç hayatı yaşadığı için farklı anlayışlara da sahiptir. En büyük sahip olduğu anlayış ise Hümanizm’dir. Mevlana’ya göre her şey ilahidir. Halk ya da ırk farkının insanlar arasında hiçbir üstünlüğü bulunmamaktadır. Mevlana evrim nalayışını benimsemektedir. Mevlana’ya göre ilahi olan benlikten çıkan ruh evrim geçirir. Evrende bulunan tüm maddeler buna uymaktadır. Bu maddeler ilahi kaynağa ulaşmak için bir içgüdüye sahiptir. Mevlana buna aşk adını vermektedir. Bu ruhsal bir dönüşüme benzetilmektedir. Doğru biliç insanı ilahi bir şekile taşımaktadır. Bu da evrimsel bir süreçtir.
Mevlana’nın anlayışına göre eğitim iki büyük aşamayı içermektedir. Bunlardan ilki bireyleri birebir eğitmekten geçer. İkinci adımda ise sağlıklı ve dengeli bir bireyler oluşturmak olmaktadır. Bu da toplumun ve evrenin değişmesini sağlayacaktır. Bütün bir sistem ile insan bütünlüğün parçası olduğunu da kavrar ve diğerlerine iyilik için çalışır. İnsanların birlikte uyum içinde olması evrene huzur getirir. Sürekli çalışma ve mücadele etmek de Mevlana’nın öğretilerinden biridir. Vicdanlı olmak ve diğerleri ile eşit olduğunu bilmek insana çok şey katacaktır.
Tasavvuf eğitimi de bugünkü modern eğitim sistemi ile çok benzerdir. İnsanları motive eden ve her zaman daha iyi yerlere geleceklerine inandırmaktadır. İnsanların birbirini bağışlaması ve hoş görü ile yaklaşması barış içinde yaşanması için çok önemlidir. Mevlana’da yıllar içerisinde hep bunu savunmuştur.
Eserleri
Mesnevi
Mevlana Mesnevisinde, tasavvuf üzerine olan düşüncelerini ve sözlerini, hikayeler içerisinde insanlara anlatmaktadır. Beyitler haline olan kitap 6 ciltten oluşmakta ve insanlara hayat hakkında kısa öğütler vermektedir. Mesnevi’de her beyitin iki dizesi birbiri ile uyaklı olmaktadır. Mesnevi adını bizzat Mevlana bulmuş ve kitabını isimlendirmiştir. İçerisinde insanların ibret alması için hikayeler de bulunmaktadır. Bir diğer adı da Kur’an’ın Özü olmaktadır. Kur’an’ın anlattığı her şey burada örneklendirilmiştir.
Divan – ı Kebir ( Büyük Divan )
Mevlana’nın tüm şiirlerini topladığı kitabıdır. Farklı konularda olan Mevlana tarafından yazılmış her şiir bu kitapta bulunmaktadır. Ana dili Farsça olsa da içerisinde Arapça, Rumca ve Türkçe şiirler de vardır.
Fihi Ma – Fih Kitabı ( Ne Varsa İçindedir )
Bu eserde Mevlana’nın meclislerinde gerçekleştirdiği sohbetler bulunur. Oğlu Sultan Veled bu kitabı bir araya getirmiştir. Eser 61 bölüm içerir. Bazı siyasi konular da olduğu için tarih açısından da önemli bir kaynaktır. Daha çok cennet, cehennem, aşk ve sema konuları işlenmektedir.
Mecalis – i Seb’a ( Mevlana’nın 7 Vaazı )
Mevlana’nın yedi meclisi hakkında bilgiler veren bu kitap, düzenlendikten sonra yayılmıştır. İçerisinde toplumların nasıl doğru yolu bulacağı, suçtan kurtulmak, inancın kuvveti, bilginin değeri, Allah’ın sevgili kulu olmak için tövbenin önemini, bilginin ne kadar değerli olduğu, gaflete dalmak ve aklın önemi gibi 7 adet konu anlatılmaktadır. Ek olarak 41 hadis daha kitabın içerisinde yer alır. Bu konuların hepsi tasavvufi konular ve hikayeler ile desteklenmektedir. Mesnevi’de bu şekilde yazılan ve insanlığa yararlı olması istenen bir kitaptır.
Mektubat ( Mektuplar )
Selçuklu hükümdarlarına ve ileri gelen isimler nasihat amacı ile bilgiler verdiği kitaptır. Bu kitap tam olarak 147 mektuptan oluşmaktadır.

