
Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara’da Ulus semtinde bulunur. İçerisinde tarih ve arkeoloji ile ilgili birçok önemli eser yer alır. Anadolu’da çıkan arkeolojik eserler zaman sırası ile müzede sergilenmektedir.
Müze Ankara Kalesi’nin güneydoğu yakasında bulunan iki Osmanlı yapısında bulunmaktadır. Yapılardan ilki Veli Mahmud Paşa’nın isteği üzerine yapılan Mahmut Paşa Bedesteni’dir. Diğer yapı ise Rum Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış Kurşunlu Han’dır. Ankara’da bulunan ve tarih severler tarafından ziyaret edilmesi gereken önemli bir müzedir. Hafta içi ziyaretçiler için açıktır.
Yakınlarında bulunan Mahmut Paşa Bedesteni’nin onarımı 1940 yıllarında bitirilmiştir. Onarımların tamamlanmasının ardından ise eserler yerleştirilmeye başlanmıştır. 1943 yılında binaların onarımları yapılırken müzenin orta kısmı da ziyarete açılmıştır. Müze son haline ise 1968 yılında ulaşmıştır. Kurşunlu Han kısmı ise günümüzde idari bina olarak kullanılır. Burada araştırmacıların odaları, kütüphane, konferans salonu, iş atölyeleri ve laboratuvarlar bulunmaktadır. Bedesten ise günümüzde teşhir salonudur.
Müze İçerisinde Bulunan Bölümler
Müze kapısından girildiğinde sağ ve sola ayrılan bir koridor bulunmaktadır. Bu koridorun ortasında ise bronz bir heykel bulunur. Bronz heykellerin yapımları oldukça zor olduklarından dolayı değerlidir. Bu kısımda bulunan bronz heykel daha önceden çalınmış ancak Amerika’dan geri getirilmiştir. Koridorun sol tarafında ise sikke koleksiyonu bulunmaktadır. Sikkeler bu bölümde ait oldukları döneme ve yıl sırasına göre düzenlenmiştir. Aynı kısımda farklı Anadolu medeniyetlerine ait metaller, seramik objeler, camlar ve süs takıları da yer almaktadır. Takı kısımlarında daha çok değerli yüzükler, mühürler bulunur. Bu mühürlerin üzerinde bulunan şekiller ise ziyaretçilerin çok daha yakından görülebilmesi için ekrana yansıtılmaktadır. Diğer tarafta kalan koridorda ise Ankara ve çevre illerden bulunmuş olan eserler sergilenmektedir.
Ankara çevresinde bulunan sikkeler üzerinde gemi çapası olan ve tarihte ilk defa Ankara adının kullanıldığı sikkeler yer almaktadır. Denize sahip olmayan Ankara’da gemi çapalı bir sikkenin olmasının ise bir hikayesi bulunmaktadır. Bu hikayede Galatlar adı verilen savaşçı ve denizcilik yapan bir topluluk İstanbul Boğazı’nı geçmelerinin ardından Anadolu’ya gelirler. Anadolu’nun o zamanlar en büyüklerinden olan Pontus Devleti ise Mısır Donanması ile savaşmaktadır. Pontuslular kendilerine yardım etmeleri için denizci olan Galatlar ile anlaşır. Bunun sonucunda da Mısırlıları alt ederler. Galatlar bu karşılaşmadan anı olarak yanlarına geminin çapasını alırlar. Bu zaferin üzerine Pontuslar Galatlara kendilerinden ödül olarak ne istediklerini sorarlar. Galatların toprak istemesi üzerine Pontus İmparatoru onlara Ankara bölgesini verir. Buraya yerleşen Galatlar şehrin simgesi olan çapayı da yerleştirirler.
Koridorda bu eserlerin yanı sıra Roma Hamamı, Balgat Roma Mezarı, Roma Tiyatrosu ve diğer alanlarda yapılan kazılarda ele geçirilen antik objeler bulunmaktadır. Son kısımlarında ise mezarlarda bulunan objeler ve hayvan kalıntıları da yer alır. Müzenin giriş kısımlarında Türkiye haritası bulunur. Bu harita üzerinde antik alanlar ışıklı bir şekilde gösterilmiştir. Diğer panolarda ise Anadolu’dan toplanan, paleolitik, neolitik dönemlerden kalan ve yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait kalıntılar yer almaktadır.
Koridorun köşe kısmında ise o dönemlerde yaşamış olan insanların yaşam alanları maket olarak temsil edilmiştir. Buradan o zamanlardaki insanların yaşadıkları alanlar yakından incelenebilmektedir. Eski zamanlarda insanlar yaşam alanlarına ölülerini de gömmekteydi. Bu nedenle evlerde alt kata inen merdivenler bulunmaktadır. Evlerin dekorasyonunda ise daha çok boğa başı heykelleri bulunur. Bu alanda aynı dönemlere ait mağaralara yapılmış resimler, kemik kalıntıları ve eskiden kullanılmış olan aletler bulunmaktadır.
Koridorda müze içerisinde yer alan en önemli eserlerden biri de yer almaktadır. Bu eser Kybele heykelidir. Bu heykele insanlar eski zamanda tapmaktaydı. Ana tanrıça Kybele, eski zamanlarda doğurganlığı ve bereketi simgelemiştir. Bu da Anadolu’da kadına verilen önemi de bir kez daha göstermektedir.
ÖNEMİ
Müzede Paleolitik Çağ’dan kalan birçok önemli eser bulunmaktadır. Anadolu bölgesinin en zengin tarihlerden birine sahip olması ve günümüze birçok miras bırakması da eserlerin önemini anlatmaktadır. Türkiye ve Anadolu tarihi açısından çok farklı bilgiler ve eserler müzede bulunur. Müze içerisinde farklı eserler ve tarihi alanların sanal turları bulunmaktadır. Bu nedenle insanların Ankara’da mutlaka ziyaret ettiği yerlerden biri de Anadolu Medeniyetleri Müzesi olmaktadır.
Müze içerisinde Hititlerin öncüsü olan Hattiler kısmı yer almaktadır. Müzenin ilk katında bu dönemde yaşan insanlardan kalan eşyalar tarihi zamanlarına göre sıralanmaktadır. Bu kısımda Hattilerin en temel eserlerinden biri olan güneş kursları bulunur. Bu kurslar içerisinde hem sade hem de geyik heykeli bulunanları da bulunur. Güneş kursları Hattiler zamanlarında sadece dinsel ayinlerde kullanılmaktaydı. İlk bulunan güneş kursları Hatti kralının mezarındadır. Bu kurslar cenazeler taşınırken uzun bir sopanın ucuna takılırdı ve mistik bir müzik sağlardı. Ölen kişinin mezarına daha sonra bu kurslar da konulurdu.
Müzenin aynı bölümünde Friglere ait olan eserler de bulunmaktadır. Koridorun sağ köşesinde ise çivi yazısı ile yazılmış olan tabetler bulunur. Sol kısmında ise Asurlular ve Hititlerden kalmış olan çivi yazılı tabletler bulunur. Bunlar arasında evilik bilgilerini içeren tabletler, kralların yazdığı tabletler ve boşanma konularını içeren tabletler bulunmaktadır. Bu boşanma tabletlerinde de en dikkat çeken kısım kadın ve erkek haklarının boşanma da eşit olarak ele alınmasıdır.
Orta kısımlarda yer alan panolarda Friglerin yaptığı ahşap masalar ve Doğu uygarlığına ait olan eserler de bulunmaktadır. Sol tarafta ise at başı simgeleri yer alır. Koridorun ortada kalan bir diğer kısmında ise sol kapıdan girdiğinizde taş eserlerin devamı göze çarpar. Hititlerin başkentinde olan aslanlı kapıda yer alan aslanlar da bu kısımda bulunmaktadır. Müzeye giriş yapılan kısımdan ise tekrar müze bahçesine çıkılabilir.
TARİHİ
Ankara’nın ilk müzesi olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi ilk 1921 yılında ziyaretçilerine hizmet vermeye başlamıştır.
Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da bir Eti Müzesi kurulmasını istemekteydi. Bu nedenle Türkiye’nin her bölgesinden önemli Hitit eserleri toplanmaya başlanmıştır. O zamanların Kültür Müdür olan Galip Bey, Ankara Kalesi’nde bulunan Akkale Burcu, Augustus Mabedi ve Roma Hamamı’nı müzeye dönüştürmüş ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin ilk adımlarını da atmıştır. Bir süre sonra Akkale Burcu’nun sınırları yetersiz gelmiştir. Bu nedenle Ankara Kalesi yanında olan Mahmutpaşa Bedesteni ve Kurşunlu Han’ın restore çalışmalarına da başlanmıştır. Restorasyon 1938 yılında başlamış ve 1968 yılında son bulmuştur. Aynı zamanda onarımlar yapılırken 1943 yılında Mahmutpaşa Bedesteni de ziyarete açılmıştır.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 1997 yılında Avrupa’da yılın müzesi seçilmiştir. Anadolu Medeniyet Müzesi’nde bulunan eserler kronolojik olarak ayrılmıştır. Üst kısımda Paleolitik Çağ, Eski Tunç Çağı, Kalkolitik Çağ, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Eski Hitit ve İmparatorluk Çağı, Frig Krallığı ve Urartu Krallığı bulunmaktadır. Müzenin alt katında ise Çağlar Boyu Ankara ve Klasik Devirler bölümleri bulunur.
ÖNEMLİ ESERLER
- Tunç Tablet
Müzede yer alan önemli eserler arasında Tunç Tablet bulunmaktadır. Tunç tablet, 20 Haziran 1986 tarihinde Boğazköy’de yapılan kazılarda bulunmuştur. Tablet Hitit çivi yazısı ile yazılmıştır. Ayrıca Tunç tablet, Anadolu’da bulunan tek tunç tablettir. Bu tablette Hitit Kralı IV. Tuthaliya ve Tarhuntaşşa Ülke Kralı Kurunta arasında yapılan milattan önce 1235 yılındaki anlaşma kaydedilmiştir. Tablet Anadolu’nun tarihi durumuna da ışık tutmaktadır. Hattuşa’da yer kapının üzerinde olan ve şehre bakan sfenksli kapının 35 metre batısında bulunmuş olan tablet Hattuşa tablet olarak da adlandırılmaktadır. Yazılar 4 sütun halinde ve 350 satır olarak çivi yazısı ile yazılmıştır. Kraliyet ile ilgili olarak yapılan tüm düzenlemeler yer almaktadır.
- İnandık Vazosu
İnandık vazosu müzede çok fazla ilgi çeken eserlerden biridir. Vazo pişmiş topraktan yapılmıştır. Vazonun üzerinde, aşağıdan yukarı doğru olan dört bölüm bulunmaktadır. Bu bölümlerde evlilik töreninin sahneleri resmedilmiştir. Kabartmalar ilk önce kalıplara dökülmüş ardından da vazoya yapıştırılmıştır. Hitit döneminin günlük hayatı anlatan çok önemli bir eseridir. Bu vazoda uygulanan gelenek Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda elde edinilmiştir. Eski Hitit Döneminde bu vazolardan ilham alınarak İnandık Vazosu’nu yapılmıştır.
Vazo üzerinde anlatılan evlilik töreni dini kurallara uygun bir şekilde yapılmıştır. Bu da vazo üzerinde açıkça görülebilmektedir. Vazo üzerinde yer alan ilk kısımda çömlek yapan bir erkek, bir Tanrı ve dua eden insanlar bulunmaktadır. Bu inanca sahip olduklarının bir simgesidir. İkinci kısımda ise kurban etme gelenekleri anlatılmaktadır. Üçüncü kısımda kutsal evlilik yatağı üzerinde olan tanrı ve tanrıça bulunur. Bu frizde kılıç tutan erkekler de görülmektedir. Son kısımda ise kadın ve erkeğin erotik olarak tasvir edildiği gözükmektedir. Bu da üreme konusunun ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. İnandık vazosu o çağın yaşam tarzı hakkında çok fazla bir bilgi verdiği için önemli bir bilgidir.
- Leopar Kabartmaları
Leopar kabartmaları Çatalhöyük’ten kalan en önemli eserlerden biridir. Ev duvarlarını süslemek için kullanılan bu kabartmalar dekorasyon olarak da tercih edilmektedir. Kybele’nin hayvanları olan leoparlar bağımsızlığı temsil ettiği için birçok evin duvarında da kullanılırdı. Kutsal bir hayvan olan leoparlar, her insanın önem verdiği ve tanrıların hayvanları olarak nitelendirildiği canlılardır. Desenlerine rastlanılmasının da en büyük temeli budur.
- Emziren Kadın Heykeli
Emziren kadın heykeli döküm ile yapılmıştır. Ana tanrıçanın betimlemesi olan kadın heykeli madenler ile yapılmıştır. Mezarlarda bulunmaktadırlar. Horoztepe’de bulunan bu heykelin ise milattan önce 3000 – 4000 yıllarına ait olduğunu da düşünülmektedir. Kadının o zamanlarda bile hayatın temeli olduğunu ve ne kadar büyük bir rolü olduğunu göstermektedir.
- Boğa Şeklinde Kaplar
Boğa şeklinde kaplar ise özel tören kaplarıdır. Boğalar çift olarak bulunurlar. Sadece kuyruklarının birbirine baktığı yönler farklı olmaktadır. Sırtlarında ve ağızlarında olan delikler ile sunum kabı olarak kullanırlar. Boğalar özellikle yemek ve tarım açısından önemli oldukları için sık sık heykelleri yapılmış hayvanlardandır. Aynı zamanda gücü de temsil ederler.
- Kybele Heykeli
Kybele analık, dişilik ve üremeyi temsil etmektedir. Anadolu tanrıçaları arasında en önemlilerinden olan Kybele tarımın, bereketin ve doğanın da koruyucusudur. İlk olarak Kubaba adı ile Hititlerde rastlanmıştır. Yapılmış olan kazılarda Kybele Heykeli’nin milattan önce 6500 – 7000’lere ait olduğu görülmektedir. Bu tanrıça heykelde oturmuş olarak gösterilmektedir. Heykelin yanlarında bulunan leoparlar sınırsız egemenliği simgelemektedir. Leoparlar tanrıçanın kutsal hayvanıdır. Yapılı bir kadın heykeli olması ise onun ne kadar doğurgan olduğunu temsil etmektedir.
- Güneş Kursu
Güneş kursu, Hititleri temsil etmektedir. güneşi simgelemiş olan dairesel şeklin etrafında bulunan öğelerden oluşmaktadır. Her kursun üzerinde temsil ettiği simgeler bulunmaktadır. Bunlar sallanan parçalar, barışı simgeleyen geyikler ya da üremeyi temsil eden kuşlar bulunmaktadır. Ana maddeleri ise tunçtur. En önemli örnekleri ise Alacahöyük’te bulunmuştur. Hatti eserlerinden olan Güneş kursu panentlenmiş bir logodur. Şu an Ankara Üniversite’nin logosu olarak da kullanılmaktadır. Birçok örneği de müze içerisinde yer almaktadır.

