I am text block. Click edit button to change this text. Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Etimolojisi

Sivas kelimesinin kaynağı hakkında çeşitli inanışlar vardır. Sivas bölgesine hâkim olan eski devletler, bu kente farklı isimler vermişler ve Sebaste, Sipas, Megalopolis, Kabira, Diaspolis, Talaurs, Danişment ili, Eyalet-i Rum, Eyalet-i Sivas ve Sivas olarak sıralanan isimler günümüze kadar bu şekilde değişkenlik göstererek gelir.

En kuvvetli inanışlardan birisi “Sebaste” ismiyle var olmuş, ayrıca “Sebaste” ismi Pontus kralı Polemon’un eşi Pitodoris tarafından şehre verilmiştir. Romalılar Pont Krallığı’nı ele geçirdiği zaman bu şehrin yönetim hakkını bu krallığa bıraktıktan sonra Pitodoris, Augustus’un gözüne girebilmek adına bu şehre eski Yunanca’da Ogüst şehri anlamıyla eşdeğer olan “Sebaste” adını vermiştir. Bu ismin zaman içinde söylene söylene bugünkü halini aldığı düşünülüyor.

Bir diğer güçlü inanış da “Sipas” ismiyle anılır. Şehrin kuruluş yıllarında bugün şehir merkezi olarak kullanılan alanda büyük çınar ağaçlarının hemen altında 3 su kaynağı bulunuyordu. Göze olarak da bilinen kaynaklardan bir tanesi “Allah’a şükür”, diğeri “anne ve babaya saygı” ve sonuncusu da “küçüklere sevgi” temalarını simgeliyordu, ardından bölge halkı zamanla bu değerleri kaybedince kaynaklar da bir bir kurumuştur. Bu olaydan sonra üç göz anlamında kullanılan “Sipas” kelimesi şehrin ismi olmuş ve inanışa göre söylene söylene bugünkü halini almıştır.

Coğrafyası

Sivas ili, Anadolu olarak adlandırılan ve içinde yaşadığımız bölgenin tam merkezinde yer alan güzide bir ildir. İç Anadolu Bölgesinin soğuk iklimlerinden birisine sahip olan bu şehrin bir ucu Karadeniz Bölgesine çıkarken diğer ucu Doğu Anadolu bölgesine hatta bir ucu da Akdeniz Bölgesine çıkmaktadır. Öyle ki şehrin komşu şehirleri Tokat, Yozgat, Kayseri, Kahramanmaraş, Malatya, Erzincan, Giresun ve Ordu olarak sıralanabilir.

Ülkenin en merkezinde olması sebebiyle coğrafi ve güvenlik açısından büyük önem taşımakta olan Sivas, Milli Mücadele döneminde de konumundan fayda sağlanması amacıyla çeşitli kongrelere ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca yüzölçümü bakımından Türkiye’nin en büyük 2. İli olarak karşımıza çıkar.

Tarihçesi

Sivas ili, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden birisi olarak bilinir çünkü ilk yerleşimin M.Ö. 8000 yılına dayandığı görülmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında yerleşim adına önemli bulgular elde edilmiştir ve bu dönemden kalan merkez Tatlıcak Köyü ve Uzuntepe köyünde bulunan Höyükler, Divriği Maltepe köyünde yer alan höyük, ve Gürun Şuğul vadisinde bulunan Hititçe yazılar bölgenin tarihi açısından açıklık sağlamaktadır. Maltepe Höyüğü kazılarında elde edilen bulgular bölgedeki yerleşimin M.Ö. 2600 yılında başladığını ve M.Ö. 2000 yıllarına kadar ara vermeden sürdüğüne işaret ediyor. Suşehri, Akıncılar, Gölova ve Koyulhisar ilçeleri 1933 yılına kadar Doğu Karadeniz’de bulunan Şebinkarahisar’a bağlıydı. Sivas ilçeleri ile Suşehri arasındaki bağlantı Geminbeli Geçidi ile bağlanır.

Selçuklu Türkleri, 1071 Malazgirt Savaşından önce buraya kadar gelmiş ve 1059 yılı civarında şehri ele geçirmişlerdir ancak Malazgirt’ten sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın kumandanlarından birisi olan Emir Danişment, şehri Türk egemenliğine alarak önemli bir iş başardı. 1174 yılında 2. Kılıç Arslan şehri Selçuklu sınırları içerisine almayı başarmıştır ancak 1243 yılında şehir, Moğollar’ın saldırıları sonucu düşmek zorunda kaldı.

MÖ 7000-5000 yılları arası şehrin ilk yerleşim dönemi olarak karşımıza çıkıyor. MÖ 1600-884 yılları arası Hitit dönemi ve MÖ. 800-695 arası 105 yıllık Frigler dönemidir, ardından 154 yıl Lidyalılar şehre sahip olmuştur. MÖ 550 yılından başlamak üzere Persler MÖ 332 yılına kadar hüküm sürmüşler ve 350 yıl boyunca Makedonyalılar bu bölgeye sahip olmuştur. 17 yılından 395 yılına kadar Romalılar’ın hükmü altında kalan şehir 1075 yılına dek Bizanslılar’ın emri altına girmiştir.

Sosyokültürel Yapı

Şehrin etnik kökeni Türkmenlere dayanıyor ve Türkmenlerden sonra Kafkas göçmenlerinin burada yaşadığı biliniyor. Bu bilgilerden yola çıkara Sivas’ın çeşitli etnik yapılı halkları barındırdığı söylenebilir. Rusya’nın Kafkasya işgalinden sonra bazıları Sivas iline yerleştirilen 1 milyon civarı Çerkez halk Anadolu’ya sürülmüştür. İlbeyli halkı Alkaevi boyuna mensup Sivas, Kilis, Maraş, ve Halep civarlarında yaşayan Türkmenlerden oluşan bir topluluktur ve bu topluluk Sivas şehir merkezinde 42 farklı mahallede yaşamaktadır. Sivas genelinde Batı Anadolu Ağzı ile konuşulduğunu görmekteyiz.

Mimari

Şehir içerisinde birçok tarihi yapıyı görmemiz mümkündür. Medreseler, Camiler ve Türbeleriyle önemli bir din şehri olmuştur. Medrese olarak şehirde Şifaiye Medresesi, Gök Medrese, Çift Minareli Medrese, Buruciye Medresesi, cami olarak ise Ulu Cami, Kale cami, Şems-i Sivasi Meydan cami, Paşa cami, Divriği Ulu Cami gibi önemli ve büyük camilere sahiptir. Günümüzde Sivas Müzesi, Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi ve Sivas Arkeolojik Müzesi de önemli bir yer almaktadır.

Yöresel Yemekler
Cılbır

Sivas iline özgü kahvaltılıklardan birisidir. Kaynayan suyun içerisine kırılan yumurtalar ile yapılan Cılbır şu aşamalardan geçer: Yumurtaların suyunu süzdükten sonra üzerine yoğurt eklerler, ardından tereyağlı, kırmızıbiberli bir sos karışımı üzerine dökülür. Böylelikle yöre halkının en çok sevdiği yiyeceklerden birisi olan Cılbır hazır edilir. Eskiden Sivas’ın hemen her evinde Cılbır pişirmek için özel bir sahan bulunurdu. Bu da yemeğin ne kadar önemli olduğunu kanıtlıyor.

 

Kadayıflı Divriği Pilavı

Sivas yöresine özgü tatlardan birisidir ancak Kadayıflı Divriği Pilavı Sivas bölgesine özgü olsa da namı ülkenin birçok yerine yayılmıştır ve hemen her yerde bu pilav yapılmaktadır. Etli pilavın etrafına kadayıf konularak yapılır. Yapılış aşaması şu şekildedir: Kadayıfı içi derin bir kaseye ince bir katman halinde koyup elinizle düzleştirin, ardından pişirdiğiniz Divriği Etli Pilavını tencereye koyun. Pilav bir süre burada bekledikten sonra Kadayıflı Divriği Pilavını elde edebilirsiniz.

Gezilecek Yerler
Divriği Ulu Cami Ve Darüşşifası

Yapı 1985 yılında 358. Sıradan UNESCO Dünya Mirasları Listesine girmeyi başarmıştır. Bu yapının yer aldığı Divriği ve civarında en erken yerleşime Hititler Dönemi’nde rastlanmıştır. Bu yapı 1228 yılında Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. İki kubbeli bir türbeye sahip olan cami ve hemen yanında bulunan bir hastaneden oluşmaktadır.

Çifte Minareli Medrese

1271 senesinde İlhanlılar veziri Şemseddin Cüveyni tarafınca yaptırıldığı bilinmektedir. Süslemeli taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile simge haline almıştır. Medresede yer alan kapalı alan günümüze ulaşamamış ve sadece minarelerin yer aldığı asıl cephe sağlam kalmıştır. Medrese konum olarak Şifaiye Medresesi’nin hemen karşısında bulunur.

Gök Medrese

Sahibiye Medresesi olarak da bilinen Sivas bölgesinde bulunan tarihi bir medresedir. Anadolu Selçuklu Devleti dönemine kadar uzanan medresenin yapım tarihi 1271 yılıdır ve Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından Mimar Kaluyan el-Konevi’ye yaptırılmıştır. Çifte minareli taç kapısı üzerinde bulunan süslemelerde 12 tür hayvan başı, yıldız ve hayat ağacı motifleri sayesinde güzel bir görünüşe sahiptir. Minareler kalker taşından yapılmıştır ve uzunlukları 25 metre olarak bilinir ve 1934 yılından 1967 yılına kadar bir müze görevi üstlenmiştir.

Şifaiye Medresesi

1217 senesinde Anadolu Selçuklu Devleti’nin hükümdarı I. İzzeddin Keykavus bu medreseyi hastane olarak inşa ettirmiştir. Osmanlı döneminde ise medrese olarak kullanılmaya başlanmıştır. Dünyanın günümüze ulaşan en eski hastanelerinden birisi olarak bilinir. İzzeddin Keykavus kendi yaptırdığı bu yapının içinde bir türbeye gömülmüştür. Yerli kaynaklar hastaneyle ilgili sadece bu ölümden bahsederler. 1220 yılında veremden ölen Keykavus buraya defnedilmiştir.  Medrese 1. Dünya Savaşı esnasında eşya ve levazım ambarı olarak askeriyeye hizmet etmesinin yanı sıra 1937 yılında Türk Tarih Kurumu tarafınca restore edildiği kayıtlara geçmiştir. Medrese ayrıca 1939, 1962, 2008 ve 2011 yıllarında restorasyon işleminden geçmiştir.