
Tyana Antik Kenti
Coğrafi Konumu
Tyana antik kenti yani diğer adı ile Tyana Ören Yeri ve Su Kemerleri Antik Tyana örenler, Niğde’nin Bor ilçesinin Kemerhisar Kasabası’ndadır. Ören yeri kasabanın büyük bir bölümünün altında bulunmaktadır. Kasabanın çeşitli yerlerinde bulunan önemli heykeltraşlık eserler ve ören alanında yapılan bilimsel kazılar sonucunda çıkarılan eserler ise Niğde Müzesi’nde sergilenmektedir.
Tyana Antik Kent Tarihi
Kemerhisar, Hititler döneminde Tuwana, Roma döneminde ise Tyana olarak geçmektedir. Roma döneminde iki defa Güney Kapadokya Krallığı’nın başkentliğini yapmış olan şehir Anadolu’yu da Mezopotamya’ya ulaştırmaktadır. Bu nedenle her dönemde stratejik bir öneme sahip olmuştur. Antik kent Filozof Apollonius’un doğum yeri olarak da bilinmektedir. Niğde merkeze 23 kilometre uzaklıkta bulunan Tyana’nın yakınındaki Köşk Höyük’te yapılan kazılar bölgeyi Neolitik döneme kadar götürmekte. Antik kent Tuwannuva adı ile ilk defa MÖ 1650 – 1540 yılları arasında Eski Hitit Krallarından Telipnu’ya ait fermanlarda geçmektedir. İvriz Kaya Anıtı’nda Tuwanalı Varpalava adlı hükümdardan bahsedilmesi Tuwana’nın Geç Hitit Dönemi’nde de varlığını devam ettirdiğini ve dönemdeki en önem Tabal Beylikleri arasında bulunduğunu gösteriyor. Yunan tarihçi Ksenophpn Anabasis adlı eserinde kenti büyük ve zengin olarak nitelendirmiş, Dana ismi ile atmıştır. Helenistik Dönem boyunca Tyana kenti bu isimle anılmaya devam etmiştir. Dana kenti, İskender’in ölmesinin ardından generallerin yaptıkları mücadelelerde ortaya çıkan krallıklar içerisinde Kapadokya Krallığı sınırlarına dahil olmuştur. MS 17’de Roma eyaleti olan Kapadokya Krallığı içinde bulunan kent, bu dönemde asıl ismi olan Tyana adı ile anılmaya başlamıştır. Roma Dönemi boyunca Tyana yoğun yapılaşma ile birlikte tarihindeki en önemli ve en verimli yılları yaşadı. Bu dönemde saraylar, tapınaklar, su kemerleri ve yerleşim birimleri ile oldukça büyüdü.
Tyana, Pagan ve Hristiyan Roma döneminde de dini ün olarak önemli bir merkez olmaktaydı. Kenti stratejik olarak önemli yapan nedenlerden biti de Kilikya’yı Kapadokya’ya bağlayan tarihi bir yol üzerinde bulunması idi. Bizans Dönemi’nin ardından kent birçok uygarlığa da ev sahipliği yaptı. 1077’de Türklerin hakimiyeti altına girdikten sonra adı Kilisehisar olarak değişen kent, Cumhuriyet Dönemi’nde su kemerleri bulundurması nedeni ile Kemerhisar adını aldı. Tyana aynı zamanda Hz. İsa’nın çağdaiı Apollonius’un kenti olarak da bilinir. Hayvan kurbanlarını kınayan, et yemeyen, yün elbise giymeyen ve tüm varlığını fakirlere dağıtan Apollonius’un öyküsü hala dilden dile dolaşmaktadır.
Kapadokya’nın genelinde olduğu gibi Tyana’da da volkanik oluşumların içerisindeki mağaralarda mezarlar bulunmaktadır. Jüpiter kentin ilk yerleşiminin yapı malzemeleri ve civarda rastlanan kalıntılar arasında genel olarak kireç taşları, mermer ve taş parçalarına rastlanmaktadır. Bunların kentin içerisinde ya da yakınında olan kireç, taş ve mermer ocaklarından sağlandığı yazılı kaynaklardan öğrenilmiştir.
Kemerhisar, önceleri civardaki Amasbeen gölünden adnı alan Jüpiter tapınağı ile önemli bir dini merkez olmuş ve Jüpiter dinini yaymıştır. Bu civarda bulunan iki gölden birinin tadı acı, birinin tadı da tatlıdır. Bu durum da tapınak hakkında söylentilerin artmasına sebep olmuştur. Roma döneminin sonlarında Bizans’ta Tyana Hristiyanlık açısından da önemli bir yere sahipti. Tyana’nın dini açıdan önemli bir merkez haline gelmesinde jeografik konumunun da büyük bir etkisi bulunmaktadır. İlk çağ uygarlıkları, Roma ve Bizans’tan sonra bölgeye yoğun bir Arap ve Türk akınları yaşanmıştır. Kemerhisar halkının tamamı, önceleri ağalar tarafından zorla da olsa buraya yerleştirilen Türk ve Türkmenlerin halkları olsalar da Osmanlı döneminde azınlıklara sağlanmış olan haklar nedeni ile burada önemli sayıda Ermeni ve Rum halkları da Türkler ile birlikte yaşamıştır.
Tyanalı Apollonius
Tyanalı Apollonius Roma İmparatorluğu’nun Kapadokya şehrindeki Tyana’da dünyaya gelmiş ve yeni pisagorculuğun temsilcilerinden biri olarak öne çıkan bir filozof olmaktadır. Apollonius 16 yaşında iken Tyana’dan Tarsus’a geçmiştir. Pisagor’un okulunda okumuştur ve yeni pisagorcu düşüncelerin savunucularından biri haline gelerek farklı ülkeleri dolaşmıştır. Bir okul kurmuş olduğu Efes kentinde hayata veda etti. Hatayı İsa ile aynı döneme rastlayan filozof Apollonius tarihin ilke vejetaryeni olarak da bilinmektedir. Filostatus, Apollonius’un ölümünden sonra hayatını anlatan Tyanalı Apollon’un Hayatı adlı kitabı yazmıştır. Kendisine ait kaynaklar ise 170 – 180 yılları arasında olduğu düşünülmektedir. Tyanalı Apollonius, İslami eserlerde Balinas ya da Balinus gibi isimler ile geçmektedir.
Hayatı hakkında en bilinen eserlerden biri Septimius Severus’un eşi İmparatoriçe Julia Domna’nın isteği üzerine Sofist Filostratus tarafından kaleme alınmıştır. Filostratus eseri imparatoriçenin ölümünden sonra 230larda tamamlamıştır. Filostratus’un kitabı gelecek kuşaklar için en önemli kaynaklardan biri olmaktadır. Bu eser içerisinde Apollonius’a yazılan mektuplar da bulunmaktadır. Apollonius’un kaleme aldığı yazılar da bu eserde bulunabilmektedir. Filostratus’un kitabı yazarken kullandığı kaynaklardan biri de Damis’in hatıralarıdır. Damis, Apollonius’un arkadaşı ve yardımcısıydı. Bazı uzmanlar Damis’in hatıralarının uydurma olduğunu söylemektedir. Filostratus Apollonius’un seyyah bir filozof ve mucizevi işler başardığını anlatmaktadır. Yunanistan ve Anadolu’nun yanı sıra İtalya, İspanya, Kuzey Afrika, Mezopotamya, Hindistan ve Habeşistan’a da seyahat eden Apollonius oldukça gezgin bir hayat yaşamıştır. İmparator Nero’nun filozofların Roma’ya girmesini yasaklamasına aldırmayan ve şehre girişinin ardından İmparator Domitian döneminde huzura çağırıldığını ve imparatora sert sözler söylediğini de Filostratus anlatmaktadır. Apollonius o dönemlerde imparatore komplo kurmakla, insan kurban etmekle ve büyü yolu ile bir salgın hastalığı öneden tahmin etmekle suçlanmıştır. Filostratus eserinde Tyanalı Apollonius’un öldükten sonra göğe yükseldiğini ima etmektedir.
Uzmanların Filostratus’un yazılarına inançları farklılık göstermektedir. Uzmanlardan bazıları Apollonius’un Batı Avrupa’ya hiç gitmediğini ve MS 3. Yüz yıla kadar tanunmadığını, Suriye eyaletinden olan Julia Domna’nın onu Batı’da ün sahibi yaptığını söylemektedir. Aynı uzmanlara göre Julia Domna, Filostratus’a Apollonius’un olağanüstü güçleri olan ve Pisagor’dan bile korkusuz büyük bir bilge olduğunu yazdırmıştır. Julia Domna’nın bu amacı sahiplendiğini destekleyen bilgi, oğlu Caracalla’nın Tyanalı Apollonius’a tapmasıdır. Julia Domna’nın kardeşinin torunu Alexander Severus da Tyanalı Severus’a tapmaktaydı.
Tyanalı Apollonius tüm yaşamı boyunca belgelenmiş bir bilge olarak anılmaktadır. Yaşadığı yüz yılda İnsan Suretindeki Tanrı olarak nitelendirilmiştir. Zindanlara atılan ama görüşlerinden ödün vermeyen Apollonius’un eserlerini ve adını gizlemek isteyen Katolik Kilisesi amacına ulaşamamıştır. Tüm yeni pisagorculuk akımını benimseyen filozoflar gibi Apollonius da hayvanların tanrıdan aktarılmış bir ruha sahip olduğuna ve bedende bulunann ruhun o bedene hakimiyet kurduğuna kesin olarak iman etmiş olduğu için hayvan kurban etmeye karşı çıkmıştır. Yenilen hayvan eti ile birlikte hayvanda barınmış olan ve kanında gezinen ruhu kendi bedenine almamak için vejeteryanlığı öne çıkarmıştır. Tyanalı Apollonius sayıların ve geometrinin sırlarına sahip olan yeni pisagorcu ve hermetistti. Apollonius uzun hayatı boyunca kendi adına bir örgüt kurmadı. Onun en büyük misyonu belgelerden ve yazılan kitaplardan anlaşıldığı kadarı ile bugünün dünyasında mümkün olduğu kadar fazla insana ulaşmaktı. Bilgelik ve doğru bilgi konusunda insanları aydınlatmak en büyük amacıydo. Apollonius dinsel örgütlenme yapmamasına rağmen gittiği yerlerde birçok müridi bulunmaktaydı. Bunlardan en bilineni de Damis olmaktadır. Apollonius’un en bilinen eserleri tılısımlar ile ilgili çalışmalar içermektedir. Bu eserde Hermetizmin temel ilkesi olan mikrokozmoz ve makro kozmoz işlenmiştir. Bir diğer eseri ise astroloji ile ilgilidir. Bu eser tam olarak 6 ciltten oluşur. Apollonius bu kitaplarında tılsımlar aracılığı ile yıldızların bağlantılarını açıklamaktadır. Yedi Gezegen ve Tılsımlar adlı kitabında 70 tılsım ve 400 resim bulunmaktadır. Bu tılsımların nasıl kullanılacapı da kitapta açıklanmıştır. Magick kitabı da Apollonius’u bir büyü üstadı olarak tanıtmaktadır. Apollonius birçok yönden Hz. İsa ile bir tutulmaktadır.
Tyana’da Yer Alan Tarihi Eserler
Tyana’da arkeolojik çalışmalara 1986 – 1988 yılları arasında başlanmıştır. Günümüze kadar arkeolojik çalışmalar devam etmektedir. Tyana’da birçok tarihi eser ve yapılar bulunmuştur.
Vaftizhane ve Kilise
Tyana kentinin simgelerinden biri olan vaftizhane, kentin kuzeydoğu yamacında güneydoğu – kuzeybatı doğrultusunda yer almaktadır ve dikdörtgen bir plana sahiptir. Kuzeydoğuya bakan duvarının orta kısmında, beş cepheli bir apsis yer almaktadır. Yapının ortasında ise beyaz mermerden bir yekpare vafitz teknesi bulunmaktadır. Vaftizhanenin 15 metre kadar güneybatısında üç nefli bazilikal planı bilr kilise bulunmaktadır.
Su Kemerleri
Roma Dönemi’nde Tyana şehrin su ihtiyacını karşılamak için inşa edilen havuz ve su kemeri hattı oldukça dikkat çekicidir. MS 98 yılında Roma İmparatoru Traianus zamanında inşaa edilmiş olan su kemerleri, İmparator Hadrianus döneminde de inşaasını bitirilmiştir. Yaklaşık 6 metre yükseklikte olan su kemerleri, matematikteki altın oran kullanılarak tasarlanmıştır. Su kemerlerinin 30 bin kişinin su ihtiyacını karşıladığı da bilinmektedir. Tyana’nın 3 kilometre ilerisinde büyükçe ve derince Roma Dönemine ait olan havuz da bulunmaktadır. Havuzda toplanmış olan su, doğal eğime bağlı olarak ilk önce yer altından kapalı kanallara ardından da yüzeydeki su kemerleri ile şehre aktarılmıştır. Tyana’da toprak üzerinde görülebilen tek kaltıntı şehre şimdiki adını veren MS 2 – 3. Yüz yıllara ait olan su kemerleridir. 1.7 kilometre uzunlığunda olan su kemerleri yuvarlak kemer açıklıklarından oluşmaktadır. Su kemerlerinin inşa edildiği Roma dönemlerinde Tyana yopun yapılaşma ile tarihinin en önemli dönemlerini yaşamıştır.
Roma Havuzu
Su toplama alanları Roma Havuzu olarak da adlandırılmaktadır. Hala faliyet gösteren ve doğal kaynak sularının toplanması ile görülmektedir. Roma döneminde bölgenin durumuna göre yapılan toprak altı kanlları ve su kemerleri ile birlikte uzakta bulunan Tyana Antik Kentine su taşınması amacı ile inşaa edilmiştir. Havuz olimpik ölçülerde inşaa edilmiştir. Günümüzde Roma Havuzu’nda itibaren Kemerhisar’ın içlerine kadar olan kısımda su kanalları yer altındadır. Kemerlerin 1200 metrelik kısımları ise 6 metreye kadar korunmaya alınabilmiştir. Hazuvdan çıkan kanalların başlangıç noktalarında İmparator Caracalla dönemine ait sikkeler bulunmuş ve havuzun 2 – 3. Yüz yıllar içerisinde yapıldığı anlaşılmıştır.



