Bölgenin en yüksek peribacasıdır ve eşsiz bir manzara sunmaktadır. Yaklaşık 250 metre yüksekliğindedir. Stratejik bir noktada yer alması bölgede yaşayan çoğu medeniyet tarafından koruma ve savunma amaçlı kullanılmasına sebep olmuştur. Volkanik patlama soncu oluşan bu doğal kale faklı dönemlerde faklı bölümler eklenerek günümüze kadar gelmiştir. Bazı kısımları yıkılmış olsa da bünyesinde birçok tünel, depo, kiler, kilise, inziva odaları güvercinliler gibi kısımlar içerir . Aslında iki bölümden oluşmaktadır. Halk arasında küçük olan kaleye çavuşun kalesi büyük olana ise ağanın kalesi denilmektedir.
Yoğun turizm bölgesinin ortasında kalan vadi; bunun etkisi, sunduğu doğal güzellikleri ve manzarasıyla popüler ve aktif vadiler arasındadır. Vadi tabanı yürüyüş severler için harika bir görsel şölen ve keyifli zaman geçirme manzaraya karşı piknik yapma imkanı sunar aynı zamanda vadiye paralel ilerleyen vadi üstündeki araç yolu boyunca da hem vadi manzarası hem de Erciyes dağı manzarasına uzanan büyüleyici diğer vadilerin manzarasını izleme imkanı sunar. Vadi yürüyüşler dışında özel gün etkinlikleri veya sabah balon izleme noktası olarak ta kullanılan popüler noktalardandır.
Kapadokya vadilerinin kalbi diyeceğimiz noktadadır. Kapadokya'nın en bilinen en popüler vadileri olan Kızılçukur, Güllüdere Vadileri ve Kılıçlar vadisinin kesişim noktasında bulunan ve bu vadileri birbirine bağlarken aynı zamanda kendi yürüyüş rotasıyla bir tarafında bu vadilerin sunduğu harika panoramik noktalar diğer tarafta Göreme, Uçhisar manzarası ile kolay ve keyifli yürüyüşü sunmaktadır.
Bu yerleşim yerine yaklaşıldığında devasa bir kayalık göze çarpmaktadır. Bu kaya kütlesi ev, kilise, keşiş hücreleri gibi yüzlerce bölümden oluşur. Kapadokya bölgesinde eski dönemlerde insanlar bölgedeki kaya oluşumlarının yumuşak olması sebebiyle genellikle evlerini bu kayalara oymuşlar ve bir yaşam alanı haline getirmişlerdir. Çavuşin yerleşkesi ise buna örnek gösterilebilecek en eski yerleşim yerlerinden biridir. İnsanlar burada yaklaşık olarak 1950 yıllarına kadar yaşamaya devam etmiş fakat yıllar süren aşınma sebebiyle bazı yerler yıkılmış sonrasında ise çok daha büyük bir çöküş yaşanmıştır. Böylelikle burada yaşayan insanlar şuan eski Çavuşin denen bu kaya kütlesinin karşısına taş yapılar inşa ederek yaşamaya devam etmiştir.
Peribacası olarak adlandırılan kaya oluşumlarının en yoğun bir şekilde görüldüğü ve sunduğu manzara ile en popüler gezi noktalarından biri haline gelmiştir. Bu peribacaları içerisine oyulmuş inziva odaları keşişlerin yaşam tarzını yansıtan önemli örneklerdir. Aziz Simon'a adanmış bir şapel de bulunmaktadır. Aziz Simon 37 yıl boyunca yüksek bir sütun üzerine inşa edilen küçük inziva odasında yaşamış ve gösterdiği mucizelerle büyük bir nam salmıştır. Ölümünün ardından onun öğretilerine inan takipçileri yeni bir akım oluşturmuş ve bu gruba Stylites (sütun üzerinde yaşayan azizler) ismi verilmiştir. Kapadokya bölgesine gelen bazı keşişlerde yüksek peribacalarına inşa ettikleri küçük hücrelerde yaşamış Aziz Simon'un mistik yaşam tarzına benzer bir yaşam sürmüşlerdir.
Avanos Kızılırmak kıyısında kurulmuş antik bir şehirdir. Kızılırmak Türkiye sınırları içerisinde başlayan ve biten en uzun ırmaktır. Kızılırmak ilçeyi doğudan batıya doğru ortadan ikiye ayırır. Kızılırmak'ın bölmüş olduğu bu şehir 4 köprü ile birbirine bağlanmaktadır. Bunların en eskisi ise taş köprüdür. Bu nehre Kızılırmak denilmesinin sebebi, nehrin uzaklardan getirdiği mineraller ile Kapadokya bölgesindeki zengin minerallerin karışması ile kızıl renkte bir kil tabakası oluşmuş, bu da nehre adına yakışır bir kızıllık katmıştır. Günümüzde yapılan barajlar nedeniyle bu özelliğini yitirmiştir. Avanos şehri Hitit, Frig, Pers, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı'nın izlerini taşıyan dört bin yıllık bir tarihe ev sahipliği yapmıştır. Bu şehirdeki testi yapım sanatı Hititlerin bırakmış olduğu bir mirastır ve m.ö 2000 yıllarından beri üretilmektedir. Hititler, çanak çömlek yapımı konusunda uzmandı. Kaynak sularını şehirlere taşımak ve su ihtiyacını karşılamak için bir boru hattı kurdular. kullanılan su boruları, ayrıca kirli su ve yağmur sularını aktarmak için de kullanılıyordu.
Ürgüp ve çevresinin tarihi Neolotik döneme kadar uzanmaktadır. bu döneme ait en net bulgu Ürgüp Avlağa Dağı tepesinde yer alan antik kalıntılardan çok fazla tarihi bulgu bulunamamış olsa da tarihlendirilmesi itibariyle Ürgüp bölgesinin en eski yerleşim tarihini oluşturmaktadır. Daha somut ve Kapadokya bölgesinde keşfedilmiş olan tek mozaik yapılı antik yerleşim yeri olan Sobesos da Ürgüp sınırları içerisinde yer almaktadır. Ürgüp hakkında detaylı bilgiye
bu makaleden ulaşabilirsiniz.