İnşa tarihi tam olarak bilinmesede Hititler(M.Ö 2000) dönemine ait olduğu arkeologlar tarafından tespit edilmiştir. İlk katlarının Hititler döneminde kullanıldığı fakat asıl kısmının M.S 3 yüzyıl sonlarına doğru Roma istilasından kaçan Hıristiyanlar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Sığınma amaçlı olarak kullanılan yeraltı şehirleri kısa süreliğine hayatta kalmalarını sağlayabilecek şekilde inşa edilmiştir. Yemekhaneler, havalandırma bacaları, erzak depoları, şaraphaneler, oturma alanları,sürgü kapılar,iletişim tünelleri, ahır, kilise ve derinkuyu şehrine özgü bir de misyoner okulu bulunmaktadır.Derinkuyu Yeraltı Şehri bölgede gezilebilen yeraltı şehirleri arasında en derin olanıdır. Şuan en derin noktası 55 metre olsa da asıl derinliğinin 85 metre kadar derine indiği bilinmektedir. Ayrıca 50 civarında havalandırma bacası bulunmaktadır. Çoğu hava bacası tarihsel süreçte kapanmış olsa da günümüzde halen açık bulunan hava bacaları, yeraltı şehri içindeki temiz hava sirkülasyonunu sağlamaktadır. En derin olan hava bacası 55 metre derinliğindeki aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmış olan hava bacasıdır.
Niğde Şehrinde yer alır ve Kapadokya bölgesinde ki tek krater gölüdür.Nar gölü Bölgede yaşanan volkanik patlamalar sonucu, Kuvaterner başlarında yani 2,5 milyon yıl önce çökerek bugünkü maar görünümünü almıştır. Gölün çevresi tepeler ile çevrilidir. Kalsiyum, sodyum ve bikarbonat açısından çok zengin olan Nar gölü etrafında birçok termal tesisler kurulmuştur. Genellikle volkanik alanlarda görülen juvenil(daha önce yer yüzeyine hiç çıkmamış, oluşumundan bu yana hiçbir su ile karışmamış) sular mağma ceplerinden fay hatları boyunca yüzeye çıkmaktadır.
Buna örnek olarak Göl kıyısındaki sondaj kuyusundan 65 derece sıcaklığında su çıkarılmaktadır. Bu Mağma ceplerinden gelen juvenil sular daha fazla erimiş mineral madde içerirler. Kapadokya bölgesinde tarihsel sürekliliği izleyebileceğin en güzel yerleşim yerlerinden biridir. Çok eski dönemlerde karballa, rumcanın etkisiyle karvali, Türkçenin etkisi ile de gelveri olarak adlandırılmış, günümüzde ise Güzelyurt olarak değiştirilmiştir. Ismini hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yer olan Golgotha ya da kalvariden aldığı muhtemeldir. 1924 mübadele dönemine kadar hem Hristiyanlar hem de Müslüman Türk halkı burada barış içerisinde yaşamışlardır. Güzelyurt Evleri kaya zemin üzerine yaptıkları taş eveler , hem sağlamlığı hem mimari özelliği hem de günümüze kadar koruna bilmesinin güzel örneklerini kasabanın her sokağında görmek mümkündür. Evlerin en genel özelliği birbirine bitişik çatısı kemer yapılı olmalarıdır, ayrıca halen evlerin birçoğunun kapısında yer alan evin yapım tarihi, duvarlarındaki kemer işlemler, kültür ve tarihsel süreç hakkında bilgi vermektedir.
4. Yüzyılda Kapadokya bölgesinde çok önemli olan hatta Kapadokya azizleri olarak bilinen Aziz Basil kayseri başpiskoposu, kardeşi Aziz Gregorios Nevşehir piskoposu ve Aziz Gregorios Niğde piskoposudur. Gelveri'deki bu kilise manastır yaşamına dair önemli adımlar atmış bu üç aziz den biri olan aziz gregorios a atfedilmiştir. Bu kilisenin yapılış tarihi tam olarak bilinmese de 6. Yüzyıl olarak tahmin edilmektedir. 1835 ve 1896 yıllarında restore edilmiş, 1924 yılında ise camiye çevrilmiştir. Kilisenin ön cephesinde bazı bezemeler yer alıyor. Bunlardan bazıları kerubim, seraphim, çeşitli hayvan figürleri ve iki aslan yer alıyor. - Aziz Anargirios (Sevişli) Kilisesi
Aziz Gregorios Kilisesinin hemen karşısındaki tepede ise Aziz Anargirios (sevişli) Kilisesi yer alıyor. Argirios gümüş para demektir. Anargirios ise para talep etmeden hasta tedavi eden hekimlerin kilisesi anlamına gelmektedir. Kilisenin etrafında keşiş hücreleri, buraya tedavi için gelmiş kişilere ayrıldığı tahmin edilen odalar ve papazın evi olarak tahmin edilen bir kısım daha vardır. Kilise tavanındaki kubbede ise 19. Yüzyıla ait Pantokrator resmi ile havariler, apsiste ise deisis sahnesi vardır. Bu tepe aynı zamanda güzelyurt kasabasını kuş bakışı seyredebileceğiniz çok güzel bir manzara sunmaktadır. Kapadokya bölgesinin en eski kiliselerin den birisidir. Niyıssalı Gregorius aynı zamanda Kapadokya’nın babaları olarak bilinen 3 azizden birisidir. İstanbul'dan döndükten sonra hayatının son dönemlerini ölene kadar burada çiftlikte yaşayarak geçirmiştir. Yapılan araştırmalar kilise yakınlarında buluna bazı kalıntıların çiftlik yapısına uygun olduğu tespit edilmiştir bu tespitler kilise yapımının ve hikayenin doğruluğunu desteklemektedir.. Yaşarken adına inşa edilen Kızıl kilise 4.YY sonlarında ve 5. yy başında yapıldığı düşünülmektedir. Kilise mimarisi ve yapılan freskler de incelendiğinde aynı tarihleri vermektedir. Kilisenin günümüzde kullanılan ismi ise kilise yapımında kullanılan kızıl renkli taşlardan gelmektedir. Özellikle gün batımı saatlerinde kızıllık daha da belirgin olmaktadır. Kilise tarih boyunca hacca giden Hristiyanlar için uğrak noktalarından birisi olmuştur.
- Yüksek Kilise (Kızlar Manastırı)
1895 yılında kaya zemin üzerine beşik tonozlu kubbeli taştan yapılı kilisenin altında su sarnıcı , yanında ise rahipler ve rahibeler için odalar bulunmaktadır. İsmini yapıldığı yer olan kaya yapısının zirvesinde yer almasından gelmektedir. Bulunduğu konum aynı zamanda nefes kesen Güzelyurt ve Hasan dağı manzarasına sahiptir.
Not
- Günlük program akışı bazı dinamiklere göre değişiklik gösterebileceği için, detaylarda gün boyunca görülecek, deneyimlenecek olaylar ve kısa bilgilendirmeleri olmaktadır.