ANASAYFA > DESTİNASYON > ORTA ANADOLU > KAPADOKYA > MERKEZ KAPADOKYA > ÜRGÜP
ÜRGÜP
Dünyada burası kadar daha garip ve ilginç bir yer yoktur.
Charles TexierÜrgüp Kapadokya’da turizmin başladığı ve geliştiği ilk merkez diyebiliriz. Ürgüp’ün coğrafi konumu, canlı ve dışa dönük bir sosyolojik yapısının olması, çevresiyle ticari konularda canlı olması Kapadokya da turizm sürecine yaptığı doğrudan etkilerden dolayı Ürgüp Kapadokya turizminde önemli bir merkez konumundadır.
ETİMOLOJİSİ
Ürgüp’ün ilk isminin ne olduğu konusunda net bir kanı olmasa da en erken dönem verilen ismin Tomissos olduğu tez konusudur. Roma İmparatorluğu dönemi kayıtlarına göre verilen isim Osiana ( Assiana), ( Bulgut Kalesi) Bizanslar birlikte ismi Prokopi (Prokopios), Selçuklu İmparatorluğu döneminde Başhisar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise Burgut Kalesi olmuştur. Türkiye Cumhuriyetiyle birlikte Ürgüp ismini almıştır.
COĞRAFYASI
Ürgüp’ün Başhisar Kalesi,Kadıkalesi, Burhan Kalesi arasında dar ve kayalık bir alanda konumlanan merkezdir.Denizden yüksekliği 1050 metredir. Köyleri ve merkezi engebeli kayalık bir araziye sahiptir.
Batısında Nevşehir yer alır Ürgüp’e uzaklığı 20 km dir; bu yönden Ürgüp’e geliyorsanız sizi kapadokya’nın sembolü olan Üç Güzeller Peribacası karşılar. Doğusunda ise İncesu ve 60 km uzaklığında Kayseri yer alır, 10 km kuzeyinde Avanos ilçesini de ikiye bölen Türkiye’nin en uzun ırmağı olan Kızılırmak vardır.
Mustafapaşa(Sinasos), Ortahisar Ürgüp’e bağlı en önemli merkezleridir.
Çok fazla verimli ve düz arazisi olmayan Ürgüp tarih boyunca ticaretiyle ön plana çıkmıştır. Günümüzde ise turizmin gelişmesiyle merkezinde ve merkeze bağlı belli turistik köy ve kasabalarında ana gelir kaynağı turizm olmuştur.
TARİHÇESİ
Ürgüp ve çevresinin tarihi Neolotik döneme kadar uzanmaktadır. bu döneme ait en net bulgu Ürgüp Avlağa Dağı tepesinde yer alan antik kalıntılardan çok fazla tarihi bulgu bulunamamış olsa da tarihlendirilmesi itibariyle Ürgüp bölgesinin en eski yerleşim tarihini oluşturmaktadır. Daha somut ve Kapadokya bölgesinde keşfedilmiş olan tek mozaik yapılı antik yerleşim yeri olan Sobesos da Ürgüp sınırları içerisinde yer almaktadır.
Tarih boyunca Anadolu’da bulunmuş tüm büyük uygarlıklar Ürgüp bölgesiyle etkileşim içinde olmuşlar fethedilmiş veya bu bölgeden geçmişlerdir. Hititler, Asur Ticaret Kolonileri, Pers İmparatorluğu, Büyük İskender, Büyük İskender aynı zamanda bu bölgeden geçerken komutanlarından Ariarrathes’i bu bölgeyi idare etmesi için bırakmış, Ariarrathes’te bölgede M.Ö 323 yılında Kapadokya Krallığını kurmuştur. Kralllık döneminde Ürgüp en canlı dönemlerinden birisini yaşamıştır. bu dönem Ürgüp nüfusunun 25 ile 30 bin civarı olduğu tahmin edilmektedir. Roma İmparatorluğunun bölgeye hakim olmasından sonra ise Roma’nın uç eyaletlerinden birisi olmuştur özellikle milattan sonra Hristiyanlığın yayılması ile Roma’nın paganizmden Hıristiyanlığa geçiş süresince Roma zulmünden kaçan hristiyanlar Kapadokya bölgesine sığınmışlar bu bölgeyi yaşam ve inanç merkezleri haline getirmişlerdir. Ürgüp ve çevresinde ise bu önemli kiliselerden bazıları bulunmaktadır. Bizans döneminde de bu yapılanma artarak devam etmiştir. Ürgüp bir diğer bölgede hakim ve canlı dönemini Selçuklu İmparatorluğu döneminde yaşamıştır bu bölge Selçuklular için önemli bir savunma kalesi görevi üstlenmiştir. Osmanlıyla birlikte ise Ürgüp hem Müslümanların hem de Hristiyanların ortak yaşam ve ticaret merkezi olmuştur. ticarette gelişmiş olmalı, etkileşime açık olmaları, verimsiz ve yetersiz tarım toprakları nedeniyle Ürgüp’ten Osmanlı sarayında çalışmaya giden oldukça çok kişi olmuştur bunların kültürel izlerini aslen Ürgüplü yerel hakta halen göre bilmekteyiz. Osmanlı Sadrazamı, Nevşehirli ( Nevşehir’in o dönem ki statüsü köy) Damat İbrahim Paşa dönemine kadar Ürgüp bölgenin merkezi konumundadır, öğleki Osmanlı bölge kadısı Ürgüp’te ikamet etmektedir. Damat İbrahim Ürgüp’ün su sorunun çözme karşılığında Ürgüp Kadısının Nevşehir’e taşınmasını teklif etmiş Ürgüp’te önemli bir sorun olduğu için bu anlaşmayı kabul etmiştir. Getirilen bu suların Ürgüp mahallerine dağıtımı sokak çeşmeleri ile sağlanmıştır bu çeşmelerin üzerine de Osmanlının ve döneminin önemli şairlerinden Şair Nedime yazdırılan kitabeler konulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise balkan ülkeleri ile yapılan Nüfus mübadelesinde bölgede yaşayan Hristiyan halkın Balkanlara götürülmesi ile Ürgüp’ün nüfusu ve canlılığı azalmıştır. 1980 ler sonrası başlayan turizm endüstri ile bölgenin tekrar önemli ve canlı merkezi olmuştur.
Mimari
Merkez Kapadokya’nın çoğu bölgesinde olduğu gibi Ürgüp’te de jeolojik yapı, iklimsel özellikler halkın kültürü üzerinde önemli yer etmiştir. Ürgüp yerleşim ve ibadet mimarisi ya kayalara oyularak yapılan mağa türü yapılardır yada bu kayalardan kesilen taşlarla ( Esbelli taşı gibi) yapılan mimari yapılardır. kelime kavramı olarak taş ve kaya her ne kadar kaba bir izlenim bıraksada mimari açıdan özenle işlenmiş ve yapılmıştır aynı zamanda fresko tekniği ile evlerin iç duvarlarına da şehir , tabiat, kullanılan ve yeni tanışılan malzemeler ( örneğin kişi evinin duvarına ürgüp’e ilk kez domatesin gelmesini veya sobanın gelmesi gibi olaylari da işlemişlerdir. Akıllıoğlu Konağı, Güzel Öz Evi, Mahmut Altan Evi, Sucuoğlu Konağı gibi önemli konaklar dan günümüze bir kısmı korunarak kalmış olsa da bunlardan da bazıları ziyarete açıktır, kapadokya kültürünün derinden keşfedile bileceği …… turu bu özel noklardan bazılarını içermektedir. Aynı zaman da Anıtkabir’in mimarı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli mimarı; Mimar Kemalettin Ürgüp’te şuan Öğretmen evi olarak kullanılan binayı tasarlamıştır.
Yöresel Yemekler
TURİSTİK YERLER
Üç Güzeller
Nevşehir üzerinden Ürgüp e geliyorsanız girişte sizi ilk olarak kapadokya bölgesinin simgesi haline gelmiş Üç Güzeller ya da Çatalkaya olarak da adlandırılan volkanik patlamalar sonucu oluşmuş üç güzel peribacası karşılamaktadır. Bu peribacalarının hemen arkasında beliren bölgenin en yüksek volkanik dağı olan erciyes dağı ve yapılan ışıklandırmalar ile gece boyunca özellikle dolunayın olduğu zamanlarda büyüleyen bir manzara sunmaktadır.Temenni Tepesi: Ürgüp merkeze gelindiğinde gözünüze çarpacak ilk yer temenni tepesi olacaktır. Bu tepeye temenni( temenni etmek, dilemek) denmesinin sebebi pagan dönemleri de dahil yüzyıllardır kutsal bir alan olarak kabul edilmiş olması ve bir adak yeri olması sebebiyle bu isim verilmiştir. Tepe üzerinde bazı türbeler vardır. Bunlardan bir tanesi selçuklu sultanlarından olan III. Alaeddin Keykubad’a, diğerinin IV. Rükneddin Kılıçaslan’a ait olduğu belirtilirse bu türbeler daha sonraları inşa edilen sembolik türbelerdir. Ayrıca 1855’te inşa edilen ve hala kütüphane olarak anılan kare planlı kubbeli bir yapı vardır. Bu yapı günümüzde içecek servisinin de yapıldığı ve içerisindeki Ürgüp’e ait eski fotoğrafların sergilendiği bir müze değerindedir. Ürgüp’ü kuş bakışı izlerken burada yapılan güzel bir türk kahvesiyle şehri seyrü sefa edebilirsiniz.
Kadıkalesi
13. yüzyılda Selçuklular tarafından oluşturulan Kadıkalesi saldırılarda kadınların ve çocukların sığındığı bir yer olmuştur.
Altı Kapılı Türbe
Kadı kalesi uç beyinin karısı ve kızları için inşa ettiği muhtemelen 13 yüzyıl yapısı bir türbedir. Şuan Ürgüp Lisesi’nin bahçesinde yer almaktadır. Kesme taş yapının duvarlarından birinde kapı diğerlerinde ise büyük pencereler bulunur. Anlatılanlara göre eskiden halk türbeye adak olarak kitap getirirmiş. Kitap okumak isteyenler buradan alır ve bitirdiklerinde geri getirirler mi.
Tarihi Ürgüp Hamamı
Temeli 1900 yılında atılan ve 1902 yılında tamamlanan bu hamam da dikkat çeken bir husus kitabesidir. Yunan alfabesi kullanılarak İki ayrı dilde Rumca ve Türkçe(Karamanlıca) dilinde yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.
Karamanoğlu İbrahim Bey Camii
Bir dönem Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan Suat Hayri Ürgüplü nün babası, son Osmanlı Şeyhülislamlarından Ürgüplü Hayri Efendi’nin mezarı bu caminin bahçesinde yer almaktadır. Ürgüp’ün en önemli tarihi yapılarındandır. Osmanlı döneminde adalet, vakıflar bakanlıklarında bulunan, İngilizlerce Malta’ya sürgüne gönderilen Hayri Efendi’ nin mermer lahti görülmeye değerdir.
Ürgüp Müze
Bölgede bulunan farklı medeniyetlere ait birçok eser bulunmaktadır. Bu buluntular arasında Eski tunç, Hitit, Frig, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler yer almaktadır. Ayrıca on milyon öncesine tarihlenen bir mamut dişi fosili ve etnografik eşyalar sergilenmektedir.
Tağar(Aziz Teodoros) Kilisesi
Ürgüp’ün yaklaşık 10 kilometre güneydoğusundaki Yeşilöz Köyü’nde bulunmaktadır. Kapadokya’nın en aykırı mimarisine sahip bu kilise üç apsisli ve bölgede kayaya oyma kiliseler içerisinde per örneği olmayan üç yonca yapraklı plana sahip bir kilisedir. İnanılmaz boyutları, yüksekliği ile anıtsal bir yapıdır. Oturma şekilleri, kadınlar için oyulan galerisi ve benzeri olmayan ikonografik özellikleriyle Kapadokya’nın en ilginç yapıtlarından birisidir. Ana apsiste bulunan Deesis sahnesinde sağ eliyle takdis işareti yapan İsa, sol eliyle üzerinde haç motifi olan kapalı olarak tasvir edilmiş bir kitap tutmaktadır. Tahtta oturan İsa’nın sağında Meryem, solunda Vaftizci Yahya’nın yanı sıra imparatorluk giysileri içinde iki baş melek Michael ve Gabriela bulunur. İsa’nın haçlı hâlesinin üzerindeki yuvarlak madalyon içinde beş siyah yıldız motifi yer alır.Deesis sahnesi nden yatay bir şeritle ayrılan apsis yarı yuvarlağının alt kısmında ise ayakta yan yana duran ve giysilerinden piskopos oldukları anlaşılan dokuz figür figürden yedisi tanımlanmıştır. Bunlar Aziz Germanios, Aziz Balsios, Aziz Epiphanios, Aziz Gregorius, Aziz Basileios, Aziz Epiphanios, Aziz İoannes Krysostomos’dur. Bunun haricinde doğum, Çarmıha geriliş ve Müjde gibi sahneler yer almaktadır. Kapadokya bölgesinde kadınlara ayrılmış galerisi bulunan iki kaya oyma kilise den biridir.




