Ortahisar
I am text block. C
ORTAHİSAR
Ortahisar kasabası doğal bir kale etrafına, vadilerle çevrili bir alana kurulmuştur. Dere yamaçlarına oyulmuş İlginç kaya evleri ve güvercinlikleri ile ünlü olan kasabada bu mekanlar haricinde bir çok kilise ve manastır bulunmaktadır.
ETİMOLOJİSİ
İçerdiği vadilerle birçok şehre bağlanan ve Kapadokya bölgesinde stratejik noktalarda yer alan üç doğal kalelerden Uçhisar, Ortahisar ve Başhisar(Temenni) kaleleri arasında orta noktada bulunması şehrin Ortahisar olarak adlandırılmasına sebep olmuştur.
COĞRAFYASI
Nevşehir- Ürgüp karayolu üzerinde Ürgüp’e 6 km uzaklıkta yer almaktadır. Ortahisar kalesi stratejik bir noktada yer aldığı için hem savunma hemde korunma amacıyla kullanılmıştır. Burada yaşayan insanlar da tehlike anında kaleye sığınabilmek için evlerini hemen eteklerine inşa etmişlerdir. Kasaba vadilerle çevrilidir. Pancarlık vadisi ile Mustafapaşa ve Ürgüp şehirlerine, Kızıl Vadi ile Çavuşin ve Göreme kasabasına ve Balkan Deresi Vadisi ile İbrahimpaşa kasabalarına ulaşabileceğiniz bir noktada yer almaktadır.
TARİHÇESİ
Anadolu’ya Orta Asya’dan göçlerin başladığı dönemlerde Horasan’dan gelen Özbek Türklerinden Hibe Dede, 8 kardeşi ile birlikte 11.yüzyılda Nevşehir Ortahisar Kalesi çevresine 9 ayrı ev yapmışlar ve bu dokuz aile şuanki Ortahisar kasabasını kuran ve ilk yerleşen insanlar olmuşlardır. Ortahisar Kasabası tarih boyunca Hititler, Frigyalılar, Likyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar,Selçuklular ve Osmanlıların hüküm sürdüğü dönemlerde stratejik bir noktada yer aldığı için önem arz etmiştir. Kasabada bulunan kalenin gözetleme ve haberleşme açısından kullanışlı olması ortahisar kasabasına olan ilgiyi artırmıştır, böylelikle birçok medeniyetin burada iz bırakmasına sebep olmuştur.Kapadokya bölgesinde yapılan araştırmalar ve tarihi belgelerinden de anlaşılmaktadır ki Kapadokya bölgesi erken devirlerinden beri iskan edilen yerleşim birimlerindendir.
SOSYO KÜLTÜREL YAPI
Yöresel Edebiyat, Müzik, Halk Oyunları:
Mimari:
Kasaba Ortahisar Kalesi eteklerinde kurulmuştur. Kale yakınlarına ve vadi yamaçlarına yaptıkları kayalara oyulmuş mağara evler, büyük kaya kütlelerine oyulmuş soğuk hava depoları karakteristik sivil mimariye sahiptir. Bölgede volkanik tüflerden oluşan kaya kütlelerinin en belirgin özelliği içerisinde sabit bir sıcaklığı tutabilmesidir. Ortahisar kasabasında ise bu kaya oluşumları çok büyük soğuk hava depoları(ambar) olarak inşa edilmiş günümüzde bile çok fazla rağbet görmektedir. Sonraki dönemlerde turizmin gelişmesiyle buradaki kaya evlerin çoğu otel, restoran ve farklı amaçlar doğrultusunda yeniden düzenlenmiştir. Yeni yapılan binalarda ise bölgeye özgü kesme sarı taş kullanılmıştır.
Önemli Kişiler
Yöresel Mutfak
Birçok medeniyetin izini taşıyan Ortahisar kasabası bir zamanlar Osmanlı döneminde ün salmış boza, bozacılık kültürünü hala devam ettirilmektedir. Boza’nın ortaya ilk çıkışı 8-9 bin yıl önce Mezopotamya’ya dayanır. Boza’nın dünyadaki yayılışı Türklerin göçleriyle gerçekleşmiştir. İlk çağlarda darı, arpa gibi hububat fermantasyonları ile elde edilen Boza, çeşitli isimlerle Mısır ve Trakya’da yayılmıştır. En parlak dönemini Osmanlı devrinde yaşayan Boza ve Bozacılık, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu yıllarda büyük kentlerin temel zanaatlarından biri haline gelmiştir. Yine aynı şekilde 14. ve 15. yüzyıllarda kent yaşamı üzerine yapılan araştırmalar, Bozahanelerin Osmanlı kentinin karakteristiklerinden olduğunu gösterir.
TURİSTİK YERLER
- Sarıca Kilisesi: Kilise Balkan deresi vadisi’nde yer almaktadır. Kuzey-güney yönünde oyulmuş olmasına karşın apsisi doğuya bakar. Girişte tonozlu kubbesi olan bir mezar şapeli vardır. Sonradan kapısı biraz yıkılarak genişlediği anlaşılan geçişte kapının üstündeki tonozlu bölümde Müjde ile Elizabeti ziyaret resimleri çizilmiştir. Girişe göre soldaki sütun başlığı üzerinde ise Trifon adı okunabiliyor. Kilise bu noktadan itibaren kubbe ve ana apsise kadar resimlenmiş ve bezeme işi yarım bırakılmış gibidir. kubbeden Kuzey yönüne doğru ilerleyen yapı oluşumunda çok seyrek olarak çizilmiş ikona kırıcı döneme ait semboller vardır. Kilise üç apsisle ve iki sütunlu olarak yapılmıştır. Haç planı göze çarpsa da sütunların yerleştiriliş şekli ve kiliseye giriş tasarımı bu yapımı özel bir görünüme büründürüyor. Sol apsiste Meryem ve çocuk İsa onların solunda Azize Ana resmi sağ apsiste ise Aziz Vasileos ile Prokopios betimlenmiştir. üçüncü azizin adı belirsizdir. Kubbede resim yoktur ancak kubbenin altındaki üçgen bingi alanlarında serafim resimleri çizilmiştir. Bunlar Kapadokya’da örneğine az rastlanan bir güzelliktedir. Kubbeden apsise geçişi sağlayan tonozlu Kemer üstünde Konstantin Helena’nın resmi görünüyor. Helena’nın altında da Damianos Konstantin’in altında ise Kosmas betimleri yer alıyor. apsis alınlığında bir madalyon içinde Emanuel yazısının önüne yerleştirilmiş genç bir yüz vardır. Emanuel Tanrı bizimledir anlamına gelir aynı aynı zamanda İsa’nın her yaşta olabileceğini de ifade eder. Apsiste Deesis sahnesi yer almaktadır. Tüm apsis kiremit rengine yakın bir resimle kaplanmış ve alt şeritte kilise babalarının resimlerini sıralamıştır. Bunların arasında ve ilk Hristiyan şehidi Stefanos’un adları okunabilmektedir.
- Balkan Deresi kiliseleri: Buradaki kiliseler içinde en dikkate değer olanı vadiye göre en yukarıda yer alan mezar şapelidir. Tek nefli tek apsisli olan bu kilisenin duvarda beşik kemerli nişler açarak Haç planına benzetildiği görülüyor. Apsisi kapalı tiptedir. Burada silik de olsa deesis sahnesi ve Aziz betimleri seçilir. Apsis önündeki kemerli tonoz da solda Aziz Kiryaki ve Prokopios, sağda Sisinios ve okunamayan bir Azize göze çarpar. Kubbesinde pantokrator resmi ve bunların altında da onbir havari Yahuda hariç çizilmiş ve kubbenin çevresi bitki motifleri ve geometrik desenlerle bezenmiştir. Sağ Haç kolunu temsil eden nişin tonoz kemerinde örneğine rastlanması pek mümkün olmayan türden bir Vaftiz sahnesi var: İsa bir leğenin içinde Yahya bir tapınağın önünde resmedilmiştir. İsa’nın arkasında havlu taşıyan bir melek vardır. bu resmin karşısında düşen tarafta ise İsa’nın mezara konuluşu betimlenmiştir. Nişin yüzeyini kaplayan resim ise anlaşılmıyor. Apsise göre solda batı yönünde kalan nişteki kemer tonozlar da görülen resimde çağırmaktan indirme betimlenmiş ancak İsa çizilmeden yalnızca Haç Yuhanna kadınlar ve askerler çizilerek İsa’nın çarmıhtan indirildiğini vurgulanmıştır. Bu resmin karşısına düşen bezemenin konusuda silinme nedeniyle belirsizdir. Soldaki nişin üst tarafında kalan bölümde ise Meryem ve çocuk İsa betimleri görülmektedir.
- Hastane Manastır: Ortahisar Ürgüp yolu arasındadır. Halk tipi bezeme sanatının öne çıktığı bu manastırda sütunlu asıl merkez salonuna bağlantılı yan odalar görülmeye değer bir ferahlıktadır. Burada Kapadokya’da tek örneği olan ellerini iki yana açıp göğe yükselir gibi betimlenmiş bir rölyef vardır. Kapadokya Hıristiyan sanatında kabartma taş süslemelerin veya heykelin olmaması bakımından özel bir önemi olan bu rölyefin ne amaçla yapıldığı anlaşılır olmaktan uzaktır.
- Tavşanlı Kilise: Ortahisarın 3 kilometre kadar güneyinde rehbersiz bulunamayacak bir vadidedir. Bitişiğinde bulunan yapılardan burasının bir manastır yerleşkesi olduğu anlaşılır. Kare planlı tek apsisli narteks duvarı yıkılmış resimleri önemli ölçüde tahrip olmuş bir kilisedir. Bu nedenle çevrimli öykü düzeninin nasıl kurulduğu pek anlaşılmıyor. Kilise tavanında ortada Aziz madalyonları stilize bitki halleri ile birbirine bağlanmıştır. Apsiste sağlı sollu serafimler bezenmiş, İsa ortada oturur biçimde gösterilmiştir. Burada serafimlerin ve İncil yazarları sembollerinin apsiste tuttuğu yer kızılçukur kiliselerine akla getirir. Apsise girişi sağlayan tonoz kemerinde Cebrail ve Mikail bakışımlı olarak çizilmiştir. Kiliseye girişe göre madalyonların sağında Müjde, Elizabeth ile buluşma, su deneyi, Yusuf’un rüyası ve masumların kıyımının sahneleri yer alıyor. Madalyonların sonunda ise Mısır’a yolculuk ve Çarmıh sahneleri seçilebiliyor.





