Avanos
“Arar isen gerçek Meryem oğlunu, elindeki sırığından bellidir. Kör de bilir Avanos’un yolunu, testi bardak kırığından bellidir.”
Aşık Seyrani
Kızılırmağın karakter kattığı, çamurun sanata dönüştüğü, demokratik halk yapısıyla Türkiye’nin önemli entelektüel, üniversite okuma oranı yüksek halkı ile Türkiye’nin en güzel yaşanılası ilçelerinden.
ETİMOLOJİSİ
belgelenmiş en eski isim Hitit İmparatorluğu döneminde Zuwinasa olduğu tahmin edilmektedir. 1960’larda Hattuşa’da yapılan kazı çalışmaları sırasında tespiti Zuwinasa ismine rastlanmıştır. Daha sonraki dönemlerde Vanessa olarak isimlendirilen ilçe Osmanlıda Enes veya Evenez olarak kullanılmıştır.Türkiye Cumhuriyeti sonrası Avanos olarak değiştirilmiştir. Selçuklular döneminde verilen Evenüz adının tanımı ise; Eveni, mutfakta kullanılan kaplara verilen ad, Evenüz ise bu kapların, çömleklerin yapıldığı kasaba anlamına gelmekteydi.
COĞRAFYASI
Avanos kızılırmak kıyısında kurulmuş antik bir şehirdir. Kızılırmak Türkiye sınırları içerisinde başlayan ve biten en uzun ırmaktır. Kızılırmak ilçeyi doğudan batıya doğru ortadan ikiye ayırır. Kızılırmak’ın bölünmüş olduğu bu şehir 4 köprü ile birbirine bağlanmaktadır.Bunların en eskisi taş köprüdür. 1900 yılında inşa edilen köprü 121 yaşındadır. Bu nehre kızılırmak denilmesinin sebebi, nehrin uzaklardan getirdiği mineraller ile kapadokya bölgesindeki zengin minerallerin karışması ile kızıl renkte bir kil tabakası oluşmuş, bu da nehre adına yakışır bir kızıllık katmışt Batısında 10 km uzaklığında Nevşehir, Doğusunda 60 km uzaklığında Kayseri şehri yer almaktadır. Avanos Nevşehir ilinin ev verimli ve düz tarım arazisine sahip ilçesidir.
Avanos tarihi Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile başlayan kervansaray sisteminin rotasının üzerinde yer almasından dolayı merkeze uzaklığı 5 km olan Saruhan Kervansarayı bulunmaktadır.
TARİHÇESİ
İlçenin Sarılar beldesinde bulunan harabelere ( Zank Höyük) yapılan kazıda elde edilen buluntular bölgenin tarihini Tunç Çağına kadar götürmektedir. Zank Höyüğünde bulunan Çömlekçi Çarkı Hitit dönemine tarihlendirilir çömlekçilik yapımında kullanılan çarkın işleme sistemi günümüzde de çok fazla değişikliğe uğramadan kullanılmaktadır. sonrasında çok fazla tarihsel kalıntılar elde edilmese de Hitit, Frig, Pers, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlının izlerini taşıyan tarihsel sürece tanıklık etmiştir. M.S. 18’de çok zengin ve gelişmiş bir şehir olarak karşımıza çıkan Avanos, yörenin en önemli politik ve dini merkezlerinden biridir. Krallık hiyerarşisinin Üçüncü adamı olan Avanos rahibine hizmet eden Euphrates’in yazıları bize Avanos’ta çok sağlam ve güçlü bir aristokrasinin varlığını göstermektedir. Avanos coğrafyasının en önemli tarihsel miti veya tezi ise Herodot’un tarih kitabında yer alan İskender’in ordularını ırmağın diğer tarafına geçirmek için yaptırdığı köprünün Avanos’un 10 km doğusunda ve Kızılırmak üzerinde yer aldığı, bu konuda henüz yeterli arkeolojik çalışmalar başlamamış olsa da ön araştırmalar yapılmaktadır.
Yöresel Edebiyat, Müzik, Halk Oyunları:
El Sanatları: şehrin en önemli el sanatı Kızılırmak’tan çıkarılan toprakla yapılan testidir. Testi yapım sanatı Hititlerin bırakmış olduğu bir mirastır ve m.ö 2000 yılından beri üretilmektedir. Bu testilerin hammaddesini, mineralce zengin kızılırmağın eski yataklarından ve çevresindeki bazı dağlardan elde edilen killer oluşturmaktadır. Bu yumuşak ve yağlı-killi topraklar iyice elenmiş harmanlanmış ve testi yapımında kullanıma uygun hale getirilmiştir. Islık denilen atölyelerde, elde edilen bu çamur ayak yardımı ile döndürülen çarklarda ustaca şekillendirilir, önce gölgede sonra güneşte kurutulur, daha sonra özel fırınlarda 800-1200 derece arasında özenle pişirilir. Günümüzde bile Hititlerin dini törenlerinde ve birçok alanda kullandıkları testi modelleri yapılmaktadır. Bunların en gözde olanı ise yuvarlak formda ve üç parçadan oluşan bir Hitit testisidir. Bu testinin ortasında bir delik bulunmakta ve güneş tanrısını sembolize etmektedir. Bu testi tanrıyı içme denilen bir tür dini törende kullanılırdı. Bu çoğu uzman tarafından tanrı ile bütünleşme olarak yorumlanmıştır. O dönemde insanlar bu testide şarap bulundurur ve güneşin doğuşuyla bu delikten geçen güneş ışınları, şarabın tanrı tarafından kutsanmasına bir işaret olarak görülmüştür. . Hititler, çanak çömlek yapımı konusunda uzmandır. Kaynak sularını şehirlere taşımak ve su ihtiyacını karşılamak için bir boru hattı kurdular. Bu amaçla tasarlanan şebeke, uzun bir boru hattı oluşturacak şekilde kenarları birbirine oturan toprak borulardan oluşuyordu. Kentlere içme suyu getirmek için kullanılan su boruları, ayrıca kirli su ve yağmur sularını aktarmak için de kullanılıyordu. Avanos şehri böylelikle aşıkların bile diline destan olmuştur.
Mimari:
Avanos’un en öne çıkan sivil mimarisi Avanos Evleri dir. Bölge de işlenebilir ve uzun yıllar kullanıma dayanıklı taşın çok olması sebebiyle bölge mimarisinin hakim yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde 800 kadar olduğu tahmin edilen evlerin günümüzde çok azı özelliklerini koruyarak günümüze kadar ulaşabilmiştir. En büyük sebebi çağın değişmesiyle birlikte insanların yaşam ve barınma alışkanlıklarının da değişmesi, uzunca bir süre terk edilmiş olarak kalan evler bölgede turizmin canlanması ile tekrar önemli olmaya başlamışlar evlerden bazıları restore edilerek otel, restorant, cafe bar, müze olarak hizmete girmiştir yaklaşık olarak 30 ev aslını yansıtacak şekilde restore edilmiştir. Avanos evlerinin genel özellikleri iki kattan oluşur ev bahçe girişi ile başlar ‘ Hayat ‘ olarak adlandırılan bu alanın arkasında kayaya oyulmuş ‘Tafana’ mutfak yanında birbiriyle bağlı ‘Sofa’ yani günlük yaşam alanı bulunur üst katlarda kayayla kesme taşın iç içe geçmesiyle yapılan odalar bulunur. Günümüzde bu evlerin en bilineni iyi korunmuş olanı Doktor Nuri Hacı Bey Konağı’dır
Önemli Kişiler
Ali Rıza Benliağa: 1871 yılında Avanos’ta dünyaya gelmiştir. İyi tahsil görmüş, bürokratik görevlerde bulunmuş tecrübeli bir osmanlı aydınıydı. İlk tahsilini Avanos’ ta tamamlayıp istanbul’da devam ettirmiştir. Bir yandan hukuk mektebinde okurken diğer yandan Maarif Kalemi’nde Zabıt Katipliği yapmıştır.1901 yılında Hukuk Mektebinden mezun olduktan sonra Selanik İstinaf Mahkemesine atanmıştır. Aynı dönemde “İthamiye Heyet Başkanlığı ve Fevkalâde Mahkeme Üyeliği ve İdadî Okulunda coğrafya öğretmenliği yaptı. Bu görevinden, Meclisi Mebusan’a 1908‘de üye seçilmesi dolayısıyla ayrıldı. TBMM’nin kurulmasından sonra açılan ilk mecliste olgunlaştırılmaya çalışılan evrensel değerleri benimsemiş, ikinci döneminde ise Kırşehir milletvekili olarak hizmet vermiştir. Mebusluğu dört dönem süren Ali Rıza Benliağa, ikinci ve üçüncü dönem mebusluğu süresince 9 Temmuz 1913 le 14 Mart 1914 tarihleri arasında İstanbul Birinci Sınıf Sulh Hakimliği, bir yıl İstanbul Öğretmen Okulu’nda ve altı yıl da Bursa’da Selçuk Hatun Sultans’nde tarih-coğrafya öğretmenliği yaptı.Ali Rıza Benliağa, Umuru Tasarrufiye, Kanunu Esasî, Memurin Muhakemat ve Adliye Komisyonlarında çalıştı. Memurin Muhakemat Heyet Başkanlığı yaptı. Genel Kurulda br konuşması olan Ali Rıza Benliağa’nın, bir de tefsir önergesi mevcuttur.22 Nisan 1926 tarihinde vefat etmiştir.Ali Rıza Bey’in görev yaptığı dönemlerde Avanos’la irtibatı kesilmiş ve imkanlar ölçüsünde memleketine hizmet etmiştir. Avanosluların ulaşımında çok önemli bir yeri olan tarihi taş köprünün ahşap kaplamalarının taşa/betona çevrilmesi için çaba harcamış, önemli katkılar sağlamıştır.
Ahmet Taşkıran:
Çömlekçilikte ustaların ustası olarak anılan Ahmet Taşkıran Avanos’ta Çömlekçiliğin gelişmesinin öncülerindendir. Aynı zamanda yaşam tarzı ve kişiliği ile ön plana çıkmıştır.1930 yılında doğmuştur 60 yıl çömlek yapmış bu süreçte 30 adet usta yetiştirmiştir. yıllarca Testi ve küp yaptıktan sonra turizmin gelişmesiyle turizme yönelik ürünlerde yapmıştır, yaptığı en büyük küp 160 cm uzunluğundadır. emekli olduktan sonra da mesleğine olan bağlılığından dolayı bazen yetiştirdiği ustaların dükkanlarına giderek çömlekler yapmıştır. Yetiştirdiği ustarın dükkanların önünden geçerken bazende onların yaptığı ürünleri inceleyip kusurlu bulduğu ürünler var ise uyarıda bulunmuş. Üniversitelere de eğitim vermeye gitmiştir, yaz aylarında da staj için gelen öğrencilere hocalık yapmıştır. Avanosun meydanında yer alan tamamen geleneksel yöntemlerle ve çamurla yapılan Çanakçı Heykelini de kardeşi Hacı Ömer Taşkıran yapmıştır.
Selahattin KÜÇÜKDAĞ:
Avanoslu Selahattin olarak ünlenen halk ozanı, doldurduğu plaklarla kısa sürede ünlenmiştir. 1910 yılında avanosta doğmuştur, şahsen okuduğu turküsüyle Mustaf Kemal Atatürk tarafından beğenilmiştir. aynı zamanda türküleri seslendirmedeki yeteneği ilede Anadolu Bülbülü lakabını almıştır.
Chez Galip:
Yöresel Yemekler
TURİSTİK YERLER
- :Zelve Açık hava müzesi: Paşabağ ile Devrent vadileri arasında yer almaktadır. Zelve vadisini öne çıkaran nokta ise dünyanın tüm diğer Hristiyan manastır yaşam noktalarından farklı olarak, burada keşişler, papazlar ve sivil halk bir arada yaşamıştır. Ayrıca Kapadokya bölgesinde en geniş topluluğa ev sahipliği yapmış ve en uzun süre kullanılmış yerleşim yeridir. 1924 yılında gerçekleştirilen Lozan barış antlaşması(nüfus mübadelesi) gereği Hristiyan halk zelve vadisini terk etmek zorunda kalmış olsa da Müslüman halk 1950 yıllarına kadar burada yaşamışlardır. Bölgedeki kaya oluşumları süngerimsi bir yapıya sahip olduğu için yaz aylarında yağmur sularını emer, kış aylarında donar ve genleşen kayalarda havalar ısındığında buzlar erimeye başladığında çatlaklar oluşur ve büyük kaya kütlelerinin düşmesine sebep olur. zelve vadisinde yaşayan halk bu yıkılma tehlikesine bir süreliğine engel olmuş olsa bile bazı yıkılmalar sebebi ile yaşanan kayıplar yakınlarda ki yeni zelve ya da Aktepe olarak bilinen noktaya yerleştirilmelerine sebep olmuştur. Bu vadi 3 kısımdan oluşur. Bünyesinde genellikle aşınma sebebi ile tahrip olmuş evler, şaraphaneler, keşiş hücreleri, ikonakırıcı döneme ait klisler, bir çok tünel, değirmen, kaya oyma cami ve tabikî peribacaları içermektedir.
- Paşabağları: Bölgemizde en önemli gezi noktalarından biri de paşabağlarıdır. Peri bacası oluşumlarının görülebileceği en güzel noktalardan biridir ve olağanüstü bir manzara sunmaktadır. Kendinizi başka bir evrende hissettiren bu yer aynı zamanda rahiplerin inzivaya çekilmek için kullandıkları bir alan olmuştur ve bünyesinde birçok inziva odası ve şapel içermektedir. Kayaların çok yumuşak olması, mükemmel bir kamuflaj görevi görmesi burada yaşamış insanların evlerini, kliselerini ve inziva odalarını bu kaya oluşumlarına olmalarına sebeb olmuş ve geleceği tehlikede olan sürekli istilalara maruz kalan hristiyan halkın kendi dillerini ve kültürlerini geleceğe yaşayabilmeleri için büyük bir etken olmuştur.
- Özkonak Yeraltı Şehri: 1970 yılında köyün yerlilerinden olan Latif Acar tarafından bir rastlantı sonucu keşfedilmiştir. Tarlayı suladığı suyun nereye gittiğini merak edip tarlada dolaşırken, Özkonak yeraltı şehrine ait büyük bir oda keşfetmiştir. Sonrasında düzenlenerek turizme kazandırılmıştır. İnşa tarihi tam olarak bilinmese de öncelikle roma daha sonra da Arap istilasından korunmak amacı ile Kapadokya bölgesine gelen hıristiyanlar tarafından geliştirilen bu yeraltı şehri 11 kattan oluşan büyük bir yeraltı şehridir. Bugün sadece 4 katı görülebilmektedir. Diğer yeraltı şehirleri gibi Özkonak yeraltı şehrinde de su kuyusu, depolar, sürgü kapılar, tüneller ve iletişim kanalları bulunmaktadır. Kapadokya bölgesindeki en büyük sürgü kapılardan biri buradadır. Diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak buradaki sürgü kapıların ortasında delik bulunmamaktadır. Bu delikler gözetleme ve savunma amaçlı yapılmıştır. Özkonak yeraltı şehrinde ise bunun yerine sürgü kapı kapatıldığında düşman tarafında kalan kısmın hemen üzerinde dikey bir delik açılmıştır. Düşman kapıya geldiğinde yeraltı şehrinin güvenliğini sağlamak adına bu deliklerden kızgın yağ dökülerek ya da mızrak yardımıyla düşman etkisiz hale getirilir böylelikle güvenlik sağlanırdı. Farklı olan bir diğer husus ise iletişim tünelleri dir. bu yeraltı şehrindeki iletişim tünelleri diğerlerine göre çok daha dar inşa edilmiştir. Yaklaşık 5 cm genişliğinde olan bu iletişim tünelleri ile katlar arasında iletişim sağlanmıştır. bu gün bile böyle dar iletişim tünellerinin nasıl inşa edildiği merak uyandırmaktadır. Yeraltı şehirlerini yoğun olarak kullanan hristiyanlar bu iletişim tünelleri ile sağlanan organize işbirliği sayesinde hayatta kalmış ve kültürlerini geleceğe aktara bilmişlerdir.
- Çeç Tümülüsü: Avanos’ a yaklaşık 7 km uzaklıkta, Kızılırmak’ın güney yakasında yer almaktadır. Bu tümülüs Roma Dönemi’ ne, M.Ö 1 yüzyıla tarihlenmektedir. Hala keşfedilmeyi bekleyen bu tümülüs 32 metre yüksekliğinde yaklaşık 350 metrelik bir taban çevresine sahip küçük taşların üst üste yığılmasıyla inşa edilmiştir. Gizemi bugün bile çözülememiş olan bu tümülüsün yerel bir kral olan Hierothesion’a ya da bir başrahibeye ait olabileceği tahmin edilmektedir. Tümülüs kenarındaki basamak benzeri şekillenme tümülüsün bir kült merkezi olarak, ayin yeri olarak da kullanılmış olabileceğini de akla getirmektedir.
- Saruhan: Kervansaraylar o dönemin ticari ulaşım aracı olan develerin günlük katedebilecekleri yol mesafesi göz önünde bulundurularak her 40 km de bir inşa edilmişlerdir. Tüccarların güvenli bir şekilde seyahat edebilmeleri için bir sigorta sistemi geliştirilmiş ve tarihte ilk kez selçuklular tarafından uygulanmıştır. Saruhan da dönemin önemli ticaret yollarından biri olan ipek yolu üzerinde kurulmuştur. 13. yüzyıl selçuklu mimari özelliğinin bir örneği olan bu kervansaray 2000 m2’lik bir alan üzerine kurulmuştur. Avanos ilçesine 5 km uzaklıkta yer alan sarıhan 1249 yılında 2.İzzettin Keykavus döneminde yapılmıştır. Dönemin en göz alıcı Selçuklu dönemi kervansarayları’ndan biridir. Bölgeye özgü sarı kesme taşlar kullanılarak inşa edilmesinden dolayı Sarıhan(saruhan) ismini almıştır. Saruhan kervansarayı görkemli, büyük bir giriş kapısı, geniş bir avlu, bu avlunun ortasında minik bir havuz, sol tarafta sütunlu yazlık odalar, sağ tarafta ise kışlık odalar ve hamam, giriş kapısının hemen üstünde merdivenler ile ulaşılabilen küçük bir mescid ve kervan mallarının muhafaza edildiği ayrıca at ve develerin dinlendirildiği bir ahır içeren kısımlardan oluşmaktadır. Zaman içerisinde tahrip olan bu han 1991 yılında özel bir şirkete kiralanarak restore edilerek orijinal hali bozulmadan turizme kazandırılmıştır.Günümüzde çeşitli organizasyonların düzenlendiği bu han da semazen gösterileri ilgi odağı haline gelmiştir.








